Değerli okurlar! Ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreçte Suriye’de ordumuz tüm engellemelere rağmen terör gruplarına karşı mücadelesine kararlılıkla devam ediyor…

            Dünya siyasetinin ana konusu ve her Türk vatandaşı gibi benimde gözüm kulağım yaşanan gelişmelerde.

            Her an, her dakika yeni gelişmeler flash bir şekilde ard arda geliyor. Yurtiçi ve yurt dışında her kafadan bir ses çıkıyor. Bu nedenle yazımı yalın kılmak adına 5N 1K kuralına uymaya gayret ederek yazmaya karar verdim. Gazetecilikte bilginin aktarılması veya sorunun çözümünde sistematik formül olarak kullanılan bu kuralın açılımı şudur. Basitçe= KİM, NEREDE, NE ZAMAN, NASIL, NEDEN (NİÇİN)’e yanıt vermek diyebiliriz.

            20 Ocak 2018’de saat:17.00’den itibaren başlayan “Zeytin Dalı” harekatı bir sonraki aşama Münbiç’e doğru yol almaktadır. Ne yazık ki şehit sayımız her geçen gün artmaktadır. Bunun 2 sebebi var.

1-     ABD’nin gelişmiş silah ve mühimmatı YPG, PKK ve zaten kurucusu olduğu diğer illegal örgütlere pervasızca sevk etmesi

2-     Suriye’de sahada olan tüm ülkeler aleni ve gizli çıkarları için karşılarında engel gördükleri Türkiye’ye karşı tüm oluşumlara aynı şekilde fiili olarak destek veriyorlar.

            Tüm yaşanan gelişmeler aklıma Ortaçağdaki Haçlı seferlerini getirdi. Ne zaman ekonomileri çuvallasa Avrupa devletleri kendi iç savaşlarını bırakır Hristiyanlık çatısı altında birleşir Ortadoğu’yu yağmalamak için her ülkeden gelen gönüllülerle muazzam bir ordu kurarlardı. Kiliselerde ateşli vaazlar verilir, halk sefere teşvik edilmek için durmaksızın çanlar tüm Avrupa’da çalınırdı…

            Peki 21. Yy.da ne değişti? Tabi ki hiçbir şey… Yine aynı düzen, yine aynı anlayış. Şimdi yeni dünya ABD’nin başını çektiği Avrupa devletlerinin de katıldığı kervanda vaatler yine aynı. Ortadoğu’da hemen hemen hepsinin yeraltı yerüstü kaynaklarda uzun vadeli planları ve çıkarları var. Haçlı dedelerinin ağır zırhlıları giyip at üzerinde yağmaladıkları zamanlardan süregelen planlarının yeni adı BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi…

            Önderliğinde ABD’nin olduğu, finansmanını İsrail’in yaptığı Avrupa devletlerinin de bilfiil içinde yer aldığı bu projenin önünde en büyük engel Türkiye’dir. Bu nedenle zamanında başına çuval geçirdikleri askerlerimizle bize had bildirmeye çalışanlar, şimdi ordumuzu Suriye batağında boğmaya çalışıyorlar. Başarısızlığımızdan medet umanların sayısı her geçen gün artmaktadır.

            Gücümüzü kırmak için iki şeye güveniyorlar.

1-     Şehit sayımızın artmasıyla hükümetimize karşı halkın tepkisini artırmaya çalışmak ve huzursuzluğu körüklemek,

2-     İçte ve dışta yatırımcıların mevcut şartlarda güvensizliğe itilip ekonomik olarak Türkiye’nin çökertilmesi…

            Peki ABD ve diğer ülkeler bunca zahmete niye giriyorlar. Tek cümlelik özeti: Bunun adı enerji savaşları. Suriye bir enerji kapışması ve boru hatları ülkesinde herkesin planları kafa kafaya çarpışıyor. Biz bunun neresindeyiz? Biz Türkiye olarak tam olarak kavşaktaki ülkeyiz. Yani kara inci petrole giden yoldaki son dönemeçte Türkiye’ye tosluyor. İşte tam da bu nedenle aynı Kurtuluş savaşında nasıl ki pasta paylaşır gibi Anadolu’yu paylaşmışlardı. Şimdi de Suriye için hepsi ağız birliği yapmış şekilde topyekün saldırıyorlar. Türkiye’ye tüm bu atak ve hırlamaların nedeni ortadaki büyük lokma Suriye’ye giden yolda onlara fren yaptırmamız…

            Zeytin Dalı harekatına AB tarafından “Afrin Saldırısı” denilmesindeki amaçta ülkemize yönelik baskıyı artırmak… Yüzlerce militan Suriye’ye yönlendirilip sivil kıyafetler giydirilerek askerlerimizle çatıştırılıyor. Bunlara da Türkiye sivilleri vuruyor algısı oluşturulmaya çalışılıyor. ABD ve Avrupa bedele ne olursa olsun Suriye’de Türkiye’yi ağır bir yenilgiye uğratmak istiyorlar. Terör örgütleriyle kol kola yürümeleri, kukla devlet kurmaya çalışmaları, Suriye’nin kuzeyindeki örgütleri silaha boğmaları bu yüzden. ABD kandil yakınlarında, Duhok’ta üs kurmak istiyor. Bölgede ajanlar cirit atıyor. Oyun içinde oyun…

            Sanki orada ABD üs kurmamış mıydı? Yeni mi kuruyor? Bu da ayrı bir ironi …

            Suriye savaşında benim gördüğüm, boru hatları ve enerji savaşı net özeti budur… DEAŞ, PKK ve eli güçlendirilmek istenen Barzani demoklesin kılıcı gibi Türkiye’nin başında sallandırılmak isteniyor. Böylece ülkemiz bu sorunlarla boğuşurken BOP’un son ayağının da tamamlanması hedeflenmektedir.

            Sınırlarımızda kurulacak kukla devletle petrol boru hattı Lazkiye’den sevk edilmek isteniyor. Buna bir taşla iki kuş hatta pek çok kuşta vurmak diyebiliriz. En önemlileri

1-     Kerkük-Yumurtalık boru hattı boşa düşmüş, etkisiz hale getirilmiş olacak

2-     Barzani yönetimindeki Kuzey Irak’ın Türkiye’ye olan bağımlılığını azaltmak

3-     Lazkiye’den sömürgeciler kara enerjiyi emerken akan paralarla da PKK, DEAŞ, Barzani güçlendirilirken Türkiye ve İran’ın hatta Rusya’nın (Irak’ı hiç saymıyorum zaten gıkı çıkmayan bir Bağdat yönetimi var) ipi sıkı sıkıya tutulmak isteniyor.

            Küresel güçler enerji sarmalından nemalanırken bölgede hiçbir güçlü devlete izin vermeyeceklerdir...

            Her fırsatta ABD’nin ve yandaşlarının sloganı aynı! Demokrasi, insan hakları, terörü bitirmek falan filan…

            Yahu anası babası, England olan ABD’ye kimsede sormuyor. Sen önce baba ocağını düzelt. Ey Amerika İngiltere birleşik krallığı meşrutiyetle yönetiliyor, Oraya da tam demokrasi götürsene! İngiltere İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı yüzyıllardır perişan etti, anasını ağlattı bu zulmede dur desene…. Avrupa’nın ortasında İspanya Monarşiyle yönetiliyor. Bak bağımsızlık isteyen Katalonya’ya neler yaptı, hadi çöksene başlarına. Örnekleri çoğaltabiliriz... Anlatmak istediğim bunların amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek…

            Ayrıca Suriye’de Türkiye’nin tamamen sınır güvenliği ve terörle mücadele doğrultusunda yaptığı “Zeytin Dalı harekatı”na tepki gösterenler önce kendilerine baksınlar… ABD, İsrail, Rusya ve İran başta olmak üzere Suriye’de yıllardır askeri faaliyet ve müdahaleleri olan ülkeler Türkiye’nin meşru müdafaa hakkına dur deme hakkına haiz değildir… İlk taşı en günahsız atsın diyorum ama görüyorum ki hepinizin elinden kan damlıyor…

            Aklıma Ernest Hemingway’in Çanlar kimin için çalıyor romanının ilk sayfasındaki sözleri geldi. “Yeryüzünün herhangi bir yerinde bir insan ölürse senin de bir parçan ölür onunla birlikte. Onun için sorma. Bir çan sesi duyduğunda bil ki, o çan senin için çalıyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.