Ana vatandan uzakta yaşamanın kültürel zorlukları

İlk şey kültür ilgili biraz bahsetmeye çalışacağım. Kültür, bir toplumdaki paylaşılan ortak üründen oluşan toplum ise ortak kültürü paylaşan ve birbirleriyle etkileşimde bulunan insanlar meydana gelir. Toplum kültür olmadan var olmayacağı gibi kültür de kendisini kuruyan, geliştiren bir toplum olmadan varlığını sürdüremez. Toplumları karşılaştırdığımızda sosyologlar kültüre ilişkin belirgin özellikler saptamışlardır. Kültür bir milletin his ve fikirlerinin zaman içinde olgunlaşarak hayat tarzına dönüşmesidir. Genel olarak kültür, bir insanın kültür ile ilgili bilmesi gereken genel geçer bilgilerden oluşan bir kültürdür.

Ana vatandan uzakta yaşarken başka kültür başka dil öğrenmesi gerekiyordur. Kültür ve dilin bağlanması için değerlendirme yapması gerekmektedir. Yani kültür, insan davranışlarının, bu davranış törenlerini, dilini ve tüm maddi, manevi birikimlerini oluşturduğu bir bütündür. Ayna zamanda kültür toplumun yaşama tarzıdır. Yani bütün milletlerin arasında his ve fikirlerin zaman boyunca olgunlaşarak hayat tarzı oluşmasıdır. Kültürün faydalarından biri toplumda yaşayan insanları birlik hissi kazandırması ve sadakat duygusu geliştirmesidir.

Mesela, ben Yemen’den gelip Türkiye’de okumaya başladığım zaman Türkçe öğrenmem lazım. Ayna zamanda Türk kültürü ve yaşam tarzını öğrenmem gerekmektedir. Yabancı dil öğrenirken en merak ettiğimiz noktalardan birisi de öğrenilen dilin konuşulduğu ülkenin kültürüdür. Bir ülkenin dilini bilmek kültürünü bilmek demektir. Yani ben Yemen’den Türkiye’ye geldim ve birkaç sene Türkiye’de yaşadım. Kültür farklı olmasına rağmen yeni kültür ve yeni dil öğrendim. Çünkü, kültür toplumların bünyesinde barındırdığı yaşam şartları, giydikleri kıyafetler, yedikleri yemekler, gelenek ve göreneklerden oluşmaktadır. Bu özellikler kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Bununla birlikte bütün ülkelerinde farklı kültür bulunabilirsiniz. Çünkü, yaşam tarzı ve yedikleri yemekler vs. farklı farklı olmaktadır. 

Yemen, Suudi Arabistan’da ve bütün Arap ülkeler gibi de Yemen kültürü oluşurken önemli birer etken olmuş, müzik, edebiyat ve resim de bu çeşitlilikten etkilenmiştir. Kültürün, ülkeden ülkeye farklı olmasını olabilir. Yani Türkiye'de kültür başka ve Yemen'de kültür başkadır. Ama Osmani döneminden beri benzer kültürleri ve geleneksel bulabilir. Mesela, bazı kültürlerde el sallama selamlaşma ya da vedalaşmanın geleneksel işaretidir. Aynı zamanda ille de bu şekilde olma zorunluluğu yoktur.

Ben lise okurken fazla Türk dizileri izliyordum. Ama izlerken benim aklıma sadece İstanbul geliyordu. O zamanda Türkçe bilmiyordum ama sürekli dinliyordum ve hoşuma gidiyordu. Daha sonra Türkiye’ye gelmek istiyordum. O zamandan beri Türkiye benim aklımda yaşamaya devam etmektedir. Düşünmeye başladım nasıl Türkiye’ye gidebilirim ve Türkçe kolay mı zor mu aklıma birkaç sorular geliyorlardı. Yemen’de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans okumaya başladım. Orada Bölümde ilk günüm çok heyecanlıydım Türkçe nasıl bir dil olacak falan düşünüyordum. Dört sene boyunca Türkçeyi öğreniyordum. Ama Türkiye’ye gitmek çok istiyordum. 2013 yılında yaz okulu için Türkiye’ye ve en sevdiğim şehriye geldim. En sevdiğim şehrim Trabzon, onu çok beğendim ve çok sevdim. Çünkü, Türkiye’ye ilk geldiğimde Trabzon’a geldim. Orada çok şeyler beğendim. Mesela, akşabat köftesi hem de ara sıra ‘Bize her yer Trabzon’ diyorduk. Trabzon’da sadece iki ay kaldım ve Yemen’e geri döndüm. Yemen’de lisans dördüncü sınıftaydım bir sene kaldı birer bitmez yüksek lisans için başvuru yaparak Türkiye’ye yeniden geldim. Türkiye’ye geldiğimde yüksek lisans yapmak için Sakarya’ya geldim ve halklara bakarak Sakarya’yı çok beğendim. Çünkü hem güzel hem de doğal bir şehirdir. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde yüksek lisans yaparken başka bölümde başvuru yapıp okumaya başladım. Geldiğimde hiçbir şey bilmiyordum Türk kültürün ilgili ama Türkler arasında yaparak çok Türk kültürünü öğrenmeye başladım. Mesela, Ramazan ayında Yemen’de iftar farklı bir şekilde Türkiye’de farklı bir şekildi olmaktadır. İlk sene Sakarya’da kültür ilgili birkaç tane şeyler yaşadım. Birincisi, yemek yerken illaki çatal ve kaçık ile ama Yemen’de bazı yemekler el ile yiyebiliriz. İkincisi, selamlaşmak için birisi seni tanımıyorsa sana selam vermez. Aksi halde bizde tanırsak tanımazsak selam veriyoruz.   Beni en çok şaşırtmasını bir şey şöyle bazı Türkler bana ‘Nerelisin’ soru soruyorlar ‘Yemenliyim’ cevap veriyorum. Ama onlar Yemen nerede olduğunu bilmiyorlar. Bazıları ‘Yemen Suriye’de mi ‘soruyorlar. Zaten Yemen ve Türkiye arasında kültürler çok vardır. Yemenle Türk kültür arasındaki o kadar fark yok da ama bazıları biraz yaşadım ve beni şaşırttı. Mesela, geldiğimde ilk gün otobüs şoföre bir yere tarif etmeye sordum o bana başını sallarken ben evet anladım ama o hayır demek istedi sonra yanlış bir yere gittim. Bazı kültürler farklı olabilir de ama sonunda aynı olabilmektedir.

Yemen’deyken Türkiye’yi iyi görüyordum. Aslında Osmanlı devleti Tarih kitaplarında bize öğretiyorlardı. O yüzden Türkiye nerede olduğunu ve onun ilgili iyi biliyordum. Türkiye’ye geldiğimden beri bana her şey kattı hem eğitim hem de kültür bana katmaktadır. Ara sıra düşünüyorum ‘Ben Yemen’de olsaydın nasıl bir hayatım olurdu?’ Şimdi Türkiye’de yabancı dil ve yabancı kültür öğrendim. Memleketimde olsaydın belki Türk Dili ve Türk kültürü öğrenemezdim. Yabancı dil öğrenmek istersen o dilin nerede konuşulduğuna gidip orada öğrenebilirsin. Sadece yabancı dil öğrenemezsin ki aynı zamanda milletin kültürü öğreneceksin.

Türkiye’ye ve bütün Türklere saygılarım ve sevgilerimle…

Kısa tarihçe ve yemen’de türk varlığı:

Osmanlılar 1517'den sonra Yemen'e girmişlerdir. Bu tarihten sonra Osmanlılar Yemen şehirlerini tek tek ele geçirerek 1538'de Tahir’iler yönetimine son vermişlerdir. Yemen'in Osmanlıların eline geçmesinden sonra buradaki Zeydi imamların dini otoriteleri devam etmiştir. Bununla birlikte Zeydiler zaman zaman Osmanlı yönetimine karşı ayaklanmalar düzenlemişlerdir. 18. yüzyılın sonlarına doğru Portekizli, Fransız ve İngiliz sömürgeciler Yemen'i ele geçirmek için bazı saldırılarda bulunmuşlar. Ancak Osmanlı güçleri bunlara pek fırsat vermemiştir. Daha sonra İngilizler 19. yüzyılın başlarından itibaren Aden Körfezi'nde deniz güçlerini artırmış, 1839'da da Aden'i işgal etmişlerdir. Burayı üs edinen İngilizler Güney Yemen olarak bilinen bölgeyi işgal ederler. Kuzey Yemen ise herhangi bir Avrupa ülkesinin sömürgesi durumuna düşmeden 30 Ekim 1918'e kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Bu tarihte de bağımsızlığını kazanmıştır.

Osmanlılar döneminde de Yemen’de imar faaliyetlerine büyük önem verilmiş, Sana’a’da Osmanlı tarzında yedi cami yapılmıştır. Yemen uzun bir geçmişi – tarihî olan köklü bir ülkedir. Arzu’l Cenneteyn olarak bilinen ve bir zamanlar Seba Melike’si Belkıs ve diğer Yemen hükümranlarının başkenti olan Ma’rib şehri dünyanın en meşhur eski şehridir. Bu bölgede yer alan eski Ma’rib seddi de Yemen’in eski tarihi yapıtlarındandır. Ma’rib seddi 2670 yıl önce Buluku’l Eymen ve Buluku’l Eyser adlı iki dağ arasında ve Abdu’ş Şems Musa zamanında inşa edildi. Hz. Süleyman’ın (a.s) sarayı da Yemen’de bulunmaktaydı. Ünlü Alman oryantalist Moritz, alfabenin ilk olarak Yemen’de görüldüğüne ve Sami Fenikelilere ait olduğu iddiasının aksine, hattı icat edenlerin Yemenliler olduğuna ve Fenikelilerin kendi kitabet binalarını Yemen Araplarının kitabet binaları üzerine inşa ettiklerine inanmaktadır. Böyle bir tarihi geçmişe sahip olan Yemen’in çok daha fazla önemi bulunmaktadır.

Ayna zamanda Darü'l-Hacer, Osmanlı'nın son zamanlarında imameti elinde bulunduran İmam Yahya'nın evidir, aynı zamanda devleti yönettiği yerdir. Sebe Melike’si Belkıs'ın da hüküm sürdüğü söylenen Dahr Vadisinde bulunmaktadır. Bir kayanın üzerine inşa edilmiş olması dolayısıyla "taş ev" olarak adlandırılmaktadır. İçinde doğal su kuyularının bulunduğu eşsiz bir mimariye sahiptir. Bugün ise müze olarak kullanılmaktadır.

 İmam Yahya'ya mahsus diye yazılan odalarda (uyku, toplantı, riyazet vs.) gezerken onun Millî Mücadele Döneminde Mustafa Kemal Paşa ile yaptığı yazışmaları hatırladım. Mustafa Kemal Paşa'nın mektuplarını burada mı okumuştu, cevaplamıştı bilmiyorum. Ama 35 odadan ve kayanın üzerinde 5 kat yükselen bu binanın her zerresi sadece Yemen tarihine değil bize ait de pek çok izler taşıyor. Bazı odalarda eski dönemlere ait fotoğraflar ziyaretçilerin hizmetine de sunulmuş. Gezilesi, görülesi bir yerdir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
M.Sulatn
M.Sulatn - 8 ay Önce

Guzel