Aynaya kızmak

Geçtiğimiz haftaki manşetimizi hatırlayanlar vardır. “İspiroğlu: ‘Gelmem’ Sarı: ‘Gelme zaten’” yazıyordu başlıkta.

Ancak Cuma günü gelen haber tüm dengeleri değiştirdi.

Bu konuda şunu söyleyeyim ki bu konuda en masumu Kuzey gazetesidir. Zira biz bize yapılan açıklamalara yer verdik.

Yani kafamızdan haber uydurup bunu manşete taşımış olamayız.

Birçok kişi bizi arayıp, “Bunlar bu yazdıklarınızı söyledi mi söylemedi mi” diye sordu, şaka yollu da olsa.

Biz ilkeli yayın çizgimizi hiçbir zaman bozmadık, bozmayız da.

Bunu şaka malzemesi de yaptırmayız. Biz Karasu’ya layık bir kurum olmak için gecemizi gündüzümüze katarken kimsenin bizim itibarımızı zedelemesine müsaade etmeyiz.

Biz bize söylenen şeylerin imlasını düzenleyip, anlamını bozmadan size sunmak dışında da bir şey yapmadık yapmayacağız da.

Bizim geçen haftaki hatamız bize söylenenleri aynen size aktarmamız oldu. Oysa ki bu işin bu şekilde sonlanacağını bilenlerdendik.

Ancak insanlar bu şekilde sorunca üzerimizde şaibe kalmaması açısından bu bilgiyi de sizinle paylaşmak istedik.

Bir de bizi “Çocukluk hastalığına yakalanmak” ile itham edenler bugün İspiroğlu’nun Ak Parti’ye geçtiğini ve bizim başından bu yana dile getirdiğimiz şeylerin doğru çıktığını görünce az da olsa utanacaklar mı acaba?

Yapılan doğrudur ya da değildir demiyorum ama Sakarya Kuzey’in en başından bu yana bu konuyu gündeme taşıyan tek kurum olduğunu ve Karasu’ya en doğru bilgiyi en hızlı şekilde ulaştırdığını ve bu yüzden büyük olduğunu da unutmamak lazım…

Sizin başarısızlığınız başkalarının hastalığı olarak nitelendirilemez.

Biz geride kalan dönemde ayna olma görevimizi çok iyi yaptık bundan sonra da okurlarımızdan aldığımız güçle aynı yolda ilerlemeye devam edeceğiz. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın.

 

Şişman kadın şarkı söylemeden opera bitmez

Manşeti yazdığımız pazartesi akşamı Mehmet İspiroğlu’nu arayıp, “Bu söyledikleriniz kesin mi” diye sorduk o da bize “of the record” olarak, “Kimin söylediği garanti ki. Başbakan ne derse o. Ama şimdiki düşüncemiz söylediğimiz gibi” dedi.

Nitekim Başbakan da son sözünü İspiroğlu’nun transferi konusunda söylemiş oldu.

Yani İshak Sarı’nın de Mehmet İspiroğlu’nun da son sözü söylemesi konunun kapandığı anlamına gelmez.

Ancak elbette son söz bu da değil.

Son söz İspiroğlu’nun aday yapılması meselesi. İspiroğlu bu konuda çok sağlam yerlerden olur almış olsa da halen son söz söylenmiş değil.

Ancak bir son söz daha var ki o da vatandaşın söyleyeceği.

İspiroğlu’nun icraatlarını değerlendirmek ne İshak Sarı’nın ne de Başbakan’ın işi değil. O iş vatandaşın işi.

Yani en son sözü söyleyecek merci sanıldığı gibi Ak Parti İlçe Başkanlığı ya da Genel Merkezi değil bizzat Karasu halkıdır. Aklınızda olsun…

 

Ankete bakarsak

Sakarya Kuzey’in internet sitesini Cuma gününden bu yana 10 bini aşkın kişi ziyaret etti. Bunlardan 250 kadarı da “İspiroğlu’nun Ak Parti’ye katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz” konulu ankete oy kullandı. Bu katılanlardan yüzde 65’i durumdan hoşnut olmadığını söyledi geriye kalan yüzde 35’lik kitle ise durumu olumlu olarak nitelendirdi.

Ak Parti’nin son Genel Seçimde aldığı oy oranı da yüzde 65, malum. Acaba durumdan hoşnut olmayan Ak Partililer mi?

 

İlk tepkiler yanıltıcı olmasın

Bizim millet bayılır refleks tepki vermeye.

Ayağına dokun yaygarayı koparır ama bir dakika sonra da unutur. Onun için Ak Parti Yönetimindeki tepkiler beklenmedik anda gelen darbe ile alakalı olabilir.

Ancak işin bir de gerçek tarafı var ki, söylenen bazı sözler yenir yutulur gibi değildi.

Eleştirilerin dozu yumuşak sayılmazdı.

Onun için Ak Parti ile Mehmet İspiroğlu arasındaki ilişkilerin birden güllük gülistanlık olmasını beklemek mantıklı değil.

Hatta bir süre soğuk rüzgarlar esmesi, gülümsemelerin zoraki olması da mümkün.

Hatta hatta bu süreçte yaşanacak diyalogların bile daha sonra telafisi mümkün olmayabilir.

Bir buçuk yılı aşkın bir süredir mücadele eden Ak Parti’nin mevcut yönetimi her fırsatta makam ve mevki peşinde olmadığının altını çiziyordu. Onun için istifa edenlerin de olması şaşılacak bir durum olmaz.

Ancak kalıp mücadele edecek olanların sayısının da az olmayacağını düşünüyorum.

 

Ergüven Aslan’ın kitabını toplumda okumayın

Bunca gündem yoğunluğu içinde zamanınız yoktur elbette ama Ergüven Aslan’ın kitabına da bakın zamanınız olursa.

“Bir tane de bizden yazar çıkmış” diyip gururlanırsınız inanın ki.

Ölümün tadını bilmeyen yaşamanın kıymetini bilemez.

Ergüven Aslan’ın kitabını okuduğumda ben boş bulundum milletin içinde okudum. Gözlerimdeki yaşa hakim olamadım.

Bir Hoca’yı takdir etmek henüz öğrenciliği bile sindirememiş birinin haddine düşmez elbette. Kitap yazarını eleştirmek için en azından bir kitap yazmış olmak gerekir.

Ama ben iyi bir kitap okuru olduğumu sanırım. Onun için de size Ergüven Aslan’ın kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Ama benim gibi kalabalıkta okumayın. Hele daha önce bir yakınınızı toprağa emanet ettiyseniz sakın…

Zira, “Erkekler de ağlarmış.” Kitapta öyle yazıyor…