Borçlu olan el kaldırsın

Son dönemlerde fazla yazamadığımız için zaman zaman okurlarımızın eleştirilere maruz kalıyorduk. Neden tarımla ilgili yazmıyorsunuz? Fındıkçının hali ne olacak? Fındığın hali ne olacak? Fiyat hep böyle yüksek kalacak mı? Gibi sorular bize sorulanların aşında yer alıyor. Tabi bunların yanına fındığı dondan etkilenen ve sağa sola borcu olan vatandaşlar da eklenince iş hayli zorlaşıyordu. Buna karşılık konusunda uzman bazı tanıdıklarımızla irtibata geçip bölgemiz için bazı değerlendirmeler yaptık, kendilerinden fikir aldık. Tam bunları yazmaya durdum ki sabahın erken saatlerinde haber ajanslarının geçtiği bir haber oldukça dikkatimi çekti. Zira bir iki yıl öncede aynı konu gündeme gelmiş ancak üreticinin tamamını kapsayan bir adım atılamamıştı.

Bildiğiniz gibi birkaç yıl önce bölgemiz mevsim şartlarından oldukça etkilenmiş ve fındık rekoltesi yarı yarıya düşmüştü. Kocaali’de yüzlerce çiftçi ciddi şekilde mağdur olmuştu. Bunların en fazla zarar göreni ise kredi kullanan çiftçilerimizdi. Hatırlarsınız o zaman Ziraat Odaları başta olmak üzere bazı çiftçi kuruluşları girişimlerde bulunmuş ve zarar gören çiftçilerin borçlarının ertelenmesi için çalışma yapılmıştı. Hatırladığım kadarı ile Ziraat Bankası’na olan borçlar bir süre ötelenirken çiftçinin Tarım Kredi ve benzeri bazı kuruluşlara olan kredi borçları aynı şekilde devam etmişti. Hatta zamanında ödenemeyen borçlar için faiz işletildiği konusunun gündeme geldiğini de hatırlar gibiyim. Yine hükümet konuyla ilgilendiğini göstermiş ancak bu müdahale, zarar gören tüm çiftçiyi kapsamamıştı. Kısıtlı bir adım olmuştu yani.

Bu yıl ise özellikle Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’nde anormal derecede seyreden hava şatları felaket diyebileceğimiz tarımsal hasarların oluşmasına neden oldu. Fındıktan gelecek olan kaybın ne boyutta olacağı daha belli değil, aynı şekilde tahıl, narenciye gibi ürünlerde de büyük hasar olduğunu üzülerek izliyoruz. Uzun süren kuraklın ardından kısa süreli ama şiddetli yağışlar toprağı adeta sildi süpürdü. Seralar yerle bir oldu. Öyle sanıyorum ki 2014 yılı, Türkiye’nin son yılların tarımsal bazda en büyük hasar gördüğü yıllar arasında yer alacak.

Hal böyle iken ben bu yazıyı yazdığım sabah erken saatlerde haber ajansları dikkat çekici bir açıklamaya yer verdi. Çiftçiye büyük müjde başlığı ile servis edilen haber metninde Tarım Bakanı Mehdi Eker’in açıklamalarına yer verilmiş. Sizin de dikkatinizi çekeceğini düşündüğüm için hem haber olarak vermek hem burada değerlendirmek istedim. Bakan Eker’in açıklamasına göre Türkiye’de her türlü doğal afetten etkilenen toplam 69 ilde yaklaşık bir milyon çiftçinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan olan borçları bir yıl erteleniyor. Hatta çalışma tamamlanmış, Başbakan imzalamış ve onaylanmak üzere Cumhurbaşkanlığı makamına gönderilmiş. Sanıyorum bir iki güne kalmaz karar resmi gazetede yayımlanır ve yürürlüğe girer.

Burada bizi ilgilendiren iki konu var, birincisi her hangi bir liste yayınlanmadığı için Sakarya’nın doğal afet yaşayan 69 il arasında olup olmadığı şimdilik belli değil. Dolayısı ile Kocaalili fındıkçı borçlarını erteleyebilecek mi bilemiyoruz. İkinci bir nokta ise hasar oranı ile alakalı. Kararname yayınlandığında Sakarya birinci derece doğal hasar gören il bile olsa sadece mahsulü yüzde 30 ve üzeri oranda hasar gören üretici borç ertelemesinden yararlanabilecek. Ve bu belki de ciddi sorunlara yol açacak.

Şimdi, gelelim asıl mevzua. Bildiğiniz gibi bundan birkaç hafta önce tespit için Kocaali’ye gelen bazı sigorta yetkilileri ile fındıkçı arasında yumruklaşmaya kadar varan tartışmalar yaşandığını gündeme getirmiştik. Hatta olay yatıştıktan sonra bölge müdürü hasar tespitinde yüzde 2-3 ile 10 arasında yanılma olabileceğini söylemişti. Sonra üreticinin birisi ‘siz yüzde bir bile olsa kasıtlı olarak düşük gösteriyorsunuz, bizi değil kendinizi düşünüyorsunuz’ dediğinde ise müdür bey cevap verememiş, ‘beğenmiyorsan itiraz edesin’ şeklinde imada bulunmuştu. Şimdi Sakarya bu kararnameden yararlanacak 69 il arasında ise Kocaali’de yüzde 30 ve üzeri hasar gören üreticinin borcu ertelenecek demektir. Örneğin biri bana diğeri komşuma ait, aynı toprak aynı bakımı gören yan yana iki bahçe olsa. Sigorta yetkilisi komşumun bahçesine yüzde 31 hasar benim bahçeme ise yüzde 29 hasar oranı verse komşum borçlarını bir yıl erteleyip nefes alacak ama ben aynı sıkıntıyı yaşamaya devam edeceğim demektir. Açık konuşayım bu olayı şahsen yaşasam o sigortacıyı yakaladığım yerde… (Gider, neden yüzde 29 diye sorarım)

Hükümetin çiftçi mağduriyetini gidermek için attığı bu adım gayet olumlu ve beklenen bir adım oldu. Ancak bu kez de hasar oranı yüzde 30 sınırının hemen altında 20-29 arsında olan üretici mağdur pozisyonuna düşecek. Öyle görünüyor ki onlarda hırsını sigortacılardan çıkaracak. Mesela şu birkaç hafta içinde aynı bahçeye dört beş kez sigortacı geldiğini duyarsak şaşırmaya gerek yok. İnşallah daha büyük olaylar yaşanmaz. Sonuç itibari ile biz yazdığımız her yazının ulaştığımız herkes tarafından okunmasını isteriz, memnuniyet duyarız. Ama bu yazının ciddiyet arz ettiğine inanıyorum. Efendim, fındıkçı olan el kaldırsın. Borçlu olan okusun.

YORUM EKLE