Gökten zembille inmemiştik

Bundan önce, futbol konusunda yazarken nasıl bir tutum izlediğimi birkaç kez vurguladığımı hatırlıyorum. Elbette ki seviyorum, izlemekten zevk alıyorum ama sahanın içine profesyonel gibi bakamadığım doğru. Kenardan bakarken bir futbolcunun, bir teknik adamın ya da sürekli işin içinde olan bir yöneticinin gördüklerini göremeyebilirim belki ama genel anlamda iyi bir analizör olduğum söylenebilir. En azında geriye baktığımda yaşadığımız birçok olayın günümüze nasıl yansıdığını çok rahat görebiliyorum.

Bundan birkaç ay önce içimizde koskoca bir heyecanla merhaba demiştik Bölgesel Lig’e. Hem de anlı şanlı bir sezonun ardından, tüm rekorları cebimize doldurup ardımızdakilere zırnık bırakmadan geldik. Gerçi onlar da gayet memnundu ilçemizin bu başarısından. Kimse kıskanmadı, kimse hayıflanmadı ve hiç kimse yüzünü asmadı bize mağlup olduğunda, aksine ayağa kalktı ve alkışladı. Daha önce de yazmıştım Kocaali’nin ve Kocaali takımlarının saygın bir yer edinmesinin önemli bir adımıydı bu.

Tarihinde hiç üst lig görmeyen Kocaali ilçesi, ilk kez aynı anda iki takımla Süper Lig gruplarını şekillendirdi. Sonuç olarak bu zorlu yarıştan Kocaalispor karlı çıktı ve ilçemizin adını yüzlerce kilometre mesafelere taşıdı. Nihayetinde 24 haftalık koskoca bir sezon geride kaldı ve takımımız bu hafta evinde oynadığı karşılaşmayı kazansa da fayda etmedi. Kocaalispor’un küme düşmesi matematiksel olarak kesinleşti. Hal böyle olunca yöneticisinden taraftarına, futbolcusundan gazetecisine kadar herkesin yüzüne buruk bir tebessüm yerleşti.

Takımın başarısı için elini taşın altına koyan herkesin iyi niyetine yürekten inanıyorum. Bir kişiyi unuttuğum takdirde kalp kırgınlığı olabileceğini düşündüğüm için isim telaffuz etmiyorum. Ancak herkes bu ilçenin ölçeğine göre büyük mücadele verdi, sizleri yürekten kutluyorum. Geride kalan 24 haftada sadece deplasmandaki Akyazı maçına, İstanbul’daki EMİTT Fuarı’nda ilçemizin tanıtım elçiliği görevini gönüllü olarak üstlendiğim için gidemedim. Diğer 23 karşılamayı nerede olduğuna bakılmaksızın soluksuz takip ettim. Taraftar gözü ile bakıldığında kazanabileceğimiz maçları bedavadan yere kaybettik. Hatta sezonun en farklı iki mağlubiyetini de 5-0’lık Adapazarı ve 7-0’lık Çıksalın mağlubiyetleri olarak biz aldık.

Şahsen hiç birinde yıkıcı eleştiri yapmayı uygun bulmadım. Sadece bundan birkaç hafta önce sezon içinde 3 kez sil baştan kurulan, üç kez hoca değiştiren bir takımından ne kadar başarı beklenebileceğini sorguladım. Yinede sahada iyi şeyler gördük bu hafta. Az yukarıda yazdığım gibi herkesin yüzünde buruk bir tebessüm ve yorgunluk göze çarpıyor. Hatta son birkaç gündür, işin başında aktif görev alan bazı büyüklerimizin, futbol işinden elini ayağını çekeceği söylentileri dolanıyor. Aman ha diyorum. Sakın böyle bir şeyi aklınızdan geçirmeyin. Zira takımın süper lige dönmesi ilçede olumsuz hava yaratabilir ancak, bunun üstüne birde siz koltuklarınıza çekilirseniz bu daha büyük hayal kırıklığına sebep olur.

Dönüp geriye bir bakın, sizler şimdi böylesine üst bir ligde sezon içerisinde yapılan büyük değişikliklerin takıma nasıl zarar verdiğini yaşayarak öğrendiniz. Zaman zaman olumsuzluk yaşadığınız doğrudur ama sizler, maddi imkanlar kısıtlı olsa bile takım psikolojisinin nasıl idare edileceğini öğrendiniz. Dolayısı ile Kocaalispor Bölgesel Lige gökten zembille inmemişti. Sizler getirmiştiniz ve önümüzdeki sezon takımı oraya taşıyacak olan yine sizlersiniz. Ve sizin öncülüğünüzde kurulan genç kadrolarınız olacak. Ardınıza baktığınızda koskoca bir sezonun boşa geçtiğini harcanan tüm emek ve paranın ziyan olduğunu düşünebilirsiniz.

Ancak bu sezonun Kocaali’ye çok büyük faydası olduğunu kabullenmelisiniz. Bakın bu hafta, Kocaali’de inşaatına başlanan milyon liralık sentetik saha inşaatından gururla bahsettik. Hemen hemen iki yıldır bu proje gündemdeydi. İlçe başkanından belediye başkanına, milletvekilinden kaymakamına, meclis üyelerinden daire amirlerine kadar herkes mücadele etti ancak bu saha işi için en somut en hızlı adımların Kocaalispor’un Bölgesel Lig’e yükselmesi ve Sahilspor’un kurumsallaşma eğilimi ile atıldığını fark edeceksiniz. İki takımızın da birer küme geriye gittiği sezonun, ilçeye nasıl bir yatırıma elçilik yaptığını görmemek mümkün de değil mi? Demek ki biz, giden zamanın boşluğunu bir şekilde doldurabiliriz. Bu işlerde asıl olan insandır. Küsüp, kızıp gittiğimizde, canımız istese bile geriye dönemeyiz.

YORUM EKLE