Hangisine yanayım

Büyükşehir belediyesi sınırlarının genişlediği 30 Mart seçimlerinin ardından hayatımızda birçok şeyin değişeceğini hepimiz biliyorduk. Zaten yeni yeni uygulamalarla tanışacağımız, vazgeçemediğimiz bazı değerlerimizden taviz vermek zorunda kalacağımız ve şimdiye kadar bedava kullandığımız Allah vergisi bazı doğal zenginliklerimizi artık ücreti mukabilinde kullanacağımız da taa öncesinden belliydi. Seçim işleri bitti ve ardından yavaş yavaş yeni uygulamalar hayata geçmeye başladı. Bunların en başında ise bizim için hayati önem taşıyan su geliyor. Malumunuz bizi strese sokan ilk mesele su fiyatları ile ilgili olarak yapılan düzenleme oldu. Önce fiyatlar tahmin edemeyeceğimiz derecede yüksek bir düzeye çekildi. Sonra yapılan itirazlar üzerine Karasu’nun su fiyatı ile ilgili yeni bir düzenleme yapıldı ve fiyatta indirim uygulandı. Ancak yapılan bu uygulama iki komşu ilçe Karasu ve Kocaali arasındaki su fiyatı arasında uçuk denebilecek düzeyde bir farka neden oldu. Kocaali kısa bir süre de olsa hemen hemen Karasu’nun iki katı ücret ödedi. Bundan birkaç hafta önce Kocaali’de yapılan toplantıda bu konu gündeme gelmiş ve yerel idare devreye girerse yeni bir düzenleme yapılabileceği konuşulmuştu. O malum düzenleme geçtiğimiz günlerde yapıldı. Ancak ortada herhangi bir netlik yok. Ve hiç kimseden bir açıklama gelmedi. Şu an için sadece yeni fatura döneminin gelmesini bekliyoruz. Faturayı görüp neyi nasıl düzelttiklerini ya da düzenlediklerini hep birlikte göreceğiz.

Bu arada yine aynı toplantıda su sayaçları ile ilgili yapılan çalışmalar da konuşulmuştu. Ve açıklama netti. Yetkililer zaman zaman gelip, sayacı olmayan hanelere sayaçlarını takacaklar cevabı verilmişti. Bahsi geçen o zamanlardan bir tanesi geçtiğimiz hafta içi geldi. Yüksek mahallelerde sayacı olmayan hanelere su sayacı bağlandı. Hal böyle olunca aradan bazı sesler de yükselmeye başladı. Özellikle sosyal medya da bazı tanıdıklarımızın isyanını görünce arada kalmamak işten bile değil. Adam diyor ki bilmem kaç bin tl masraf yaptım, şu kadar metreden su çıkardım, mal benim mülk benim su benim. Birisi gelmiş, benim malım için benden para alacak. Arada kalmak dedik ya, bir taraftan vatandaş bu şekilde serzenişte bulunurken diğer taraftan da hemen her hafta Sakarya’ya yapılan su yatırımları ile ilgili açıklama yapılıyor. En son resmi siteden takip ettim de şu an için 121 milyon liralık yatırım projesinin hayatta olduğu açıklaması yapılmış. Ancak hala vatandaşla arada kopukluk var. Şimdi ‘Benim malımı bana satıyorlar’ diyen vatandaşa mı yanarsın, öte yandan biz bu işe para akıtıyoruz o zaman parasını almamız lazım diyen idareye mi yanarsın. O zaman da vatandaş diyor ki ‘Madem bilmem kaç milyon lira yatırım yapıyorsun,30 Mart’tan bu yana bana ne yatırım yaptın, neyin hizmetini verdin. Yatırımı nereye yaptıysan, hizmeti nereye verdiysen parayı da git oradan al. Ya da gel önce, bana bir hizmet ver, sonra de ki ‘Ey vatandaş ben sana şu hizmeti verdim, karşılığında da senden parasını istiyorum’ de, ben de sana hizmetinin karşılığını vereyim. Adam haklı.

Mevzuu bir süredir takip ettiğim için neyin ne olduğunu az buçuk biliyorum. Açık konuşmak gerekirse geçtiğimiz yerel seçimlerin ardından harita üzerindeki sınırlar gerçekten de genişledi. Ama kafalardaki sınır hala genişlemedi. İlçe merkezinde durum öyle değil, büyük şehirin çabasına istinaden su fiyatındaki oynamaları makul karşılayabiliriz. Ancak yeni katılan mahallelerde ciddi sıkıntı var. Bu gün kafası bozulan bir vatandaş su sayacı takan görevlinin birine zarar verse bunun hesabını Allah karşısında hiç kimse veremez. Asıl mesele şu ki bu su davası ile ilgili yeni katılan mahallelerde hiçbir bilgilendirme yapılmadı. Hiçbir vatandaşın kapısı çalınmadı. Kapıya ilk giden adam ‘Sayaç takmaya geldim’ diyor. Para işini garantiye almak için bütün kapılara gidiyorsunuz. Bir sefer de vatandaşı bilgilendirmek için gidin. Bir heyet oluşturun, mahalle mahalle gezip halka olayı anlatsın. Anonslar yaptırın, broşür, afiş bastırın, ilanlar verin. Gerekirse onun masrafını da suya dahil edip vatandaştan çıkarın. Siz sanıyor musunuz ki resmi internet sitenize girdiğiniz haberi Koğukpelit’teki, Açmabaşı’ndaki vatandaş okuyup neyin ne olduğunu öğreniyor. Sanıyor musunuz ki yerel gazeteye verdiğiniz haberi Küplük’teki, Süngüt’teki vatandaş okuyor. Eğer böyle bir şey düşünüyorsanız cidden yanılıyorsunuz. Sonuç itibari ile ya hizmet vermediğiniz vatandaşın kapısına gidip parasına göz koymayın, ya da gidip vatandaşa derdinizi anlatın. Olay açık ve net eğer bu kopukluğu kısa sürede giderip vatandaşla barışmazsanız yakında faturalara, SEDAŞ gibi kayıp-kaçak bedeli yazmak zorunda kalırsınız. Ha bir de işin diğer tarafı var tabi… Eğer vatandaş o suyu ücretsiz kullanmayı kafaya koyarsa bırakın sayaç takmayı, kapısına nöbetçi de koysanız engelleyemezsiniz. İşi tatlıya bağlamak için önünüzde bir tek yol var. Bu işler mahalle muhtarlarına mail göndermekle olmaz, halkın arasına girip derdinizi anlatacaksınız, vatandaşın gönlünü alacaksınız. Söylemesi benden, takdir Allah’tan. 

YORUM EKLE