Idam cezası getirilmeli (mi)?

Hepimizin bildiği gibi idam cezası bu cezaya mahkûm edilen kişi bakımından telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilmektedir. Hapis cezası verilen bir kişinin ileride haksızlığa maruz kaldığının anlaşılması halinde, mağduriyetinin bir nebze olsun azaltılması ve salıverilmesi mümkün olduğu halde devlet eliyle hayatına son verilen bir insana hayatını tekrar iade etme imkânı bulunmamaktadır.

Türkiye'de ölüm cezası 1984'ten beri fiilen, 2004'ten beri de hukuken bulunmamaktadır. İdam cezası ülkemizde önce 2001'de “Savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar” için kaldırılmış, 3 Ağustos 2002'de ise "Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" şartı ile kaldırılmıştır. 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile Anayasamızdan idam cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, 14.7.2004 tarihli 5218 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunundan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, böylece idam cezası Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırılmıştır. Günümüzde de idam cezası 197 ülke içinde sadece 58 ülke yasalarında yer almakta ve bunların 32'sinde de pratikte uygulanmamaktadır.

İdam fikri ne zaman bir terör eylemi, tecavüz vakası, cinsel istismar eylemi vs. duyarsak hızlıca gündemimize gelmektedir. Son olarak 15 Temmuz 2016 hain darbe kalkışması ile beraber yeniden gündeme gelen idam cezasının geri getirilmesi mevzusu hâlihazırda sıcaklığını korumaktadır. FETÖ soruşturması kapsamında 2 bin 740 adli yargı hâkim ve savcı, 140 Yargıtay üyesi, 48 Danıştay üyesi ve yedi HSYK asıl ve yedek üyesi, toplam 2 bin 935 hâkim ve savcı hakkında soruşturma yürütüldüğünü kamuoyuna yansıyan haberlerden hep birlikte öğrenmiş bulunmaktayız. Bu kurumlardaki FETÖ mensuplarının tamamen temizlendiğini söylemek ise bu aşamada mümkün değildir.

Tüm bunlara rağmen idam cezasının kim tarafından kime karşı ve hangi şartlarda uygulanacağını kestirmek çok kolay gözükmemektedir. Nitekim ileride bir “Oldu Bitti.” ile ülkemizdeki Anayasal düzenin tekrar saldırıya uğramayacağının, devlet memuru kisvesi altında terör faaliyeti yapan kişilerin örgütün talimatıyla faaliyette bulunmayacağının, kalkışma içerisinde olan kişi veya grupların vatandaşlarımıza karşı hukuki görünüme büründürülmüş cinayetlerine idam cezası kılıfını uydurmayacaklarının garantisi bulunmamaktadır.

Türkiye'de meclisten idam cezasının var olduğu bir yasayı geçirse bile Anayasamızın 90. maddesi hükmünce temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşma ve yasalarımızın çatışması halinde uluslararası antlaşmalar uygulanacaktır. Tüm bu sebeple Türkiye'nin idam cezasını getirebilmesi için öncelikle AİHS Ek Protokollerinden onayını geri çekmelidir ki bu ülkemizin uluslararası hukuk sorumluluğuna yol açabilir. Velev ki Türkiye bu sorumluluğu da göze alarak onayını çekip, idam cezasını yasalaştırsa bile evrensel ilke olan “Kanunilik İlkesi" uyarınca; Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz- Suçların Geriye Yürümezliği prensipleri gündeme gelecek ve 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşmiş olan darbe girişimi için o tarihte idam cezası gerektirmeyen fiiller için uygulanamayacaktır.

ÖNEMLE BELİRTMEK GEREKİR Kİ,

              İmzaladığımız sözleşmelerle idam cezasının;    

  • "Modern hayata uymayan, ortaçağdan kalma, insanlık dışı olduğunu" kabul ettik.
  • Türkiye Cumhuriyeti, AHDE VEFA ilkesinin gereği bugüne kadar imzaladığı hiçbir uluslararası sözleşmeden ÇEKİLMEMİŞTİR. İdam cezasını başlatma bu İLKEYİ BOZMA olarak kimliğimize işlenecektir. 
  • İdam cezası uygulayan ülkelere, suçluların iadesine ilişkin uluslararası hukuk kuralları gereğince İADE mümkün değildir. Böylece bu kuralı uygulayan bir ülkeye kaçan kişi, hiçbir şekilde cezalandırılamayacaktır.    
  • İdam cezası, HUKUKİ HATA halinde telafisi mümkün olmayan bir uygulamadır.
    Bildiğiniz üzere tarihimiz; "İyi ki asmadık! /Meğer deliller sahte imiş" "Keşke asmasaydık!/ Suçsuzmuş!" tarihidir!      
  • Cezanın "SÜREKLİ" ve "AĞIRLAŞTIRILMIŞ" koşullarda yerine getirilmesi İBRET olarak daha etkilidir.
  • İdam cezasının VARLIĞI dünya üzerinde "darbeleri, hainliği, ihaneti, ırza geçmeleri, katliamları" önlememiştir.

    Av. MUSTAFA YAVUZ YÜRÜKÇÜ - 16.08.2019                              
    mustafayurukcu@outlook.com

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Mustafa Yavuz Yürükçü tarafından kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

https://www.facebook.com/OmerUgurGENCCAN

YORUMLAR
ceyda solmaz
ceyda solmaz - 1 ay Önce

kesinlikle katılıyorum.