Kazasıyla belasıyla geçti

Kimi zaman zorlu bir iş bitirildiğinde kimi zaman da bir süreci noktaladığımızda “Şükürler olsun” deriz bilirsiniz, “Kazasız belasız bu işi de atlattık”. Tam da böyleydi düşüncelerim. Bayram öncesi gazetemizin 223. Sayısını dağıtırken bu hafta yazacağım köşe yazısına bu cümle ile başlamayı planlıyordum. Tabi bu cümleyi gerçekte öyle olduğu için kuracaktım. Şimdi bunu doğrulayamıyorum. Çünkü biz bayramımızı maalesef kazasız belasız atlatamadık. Malum bayramın birinci günü öğlen saatlerinde aldık ilk felaket haberini. O saate kadar irili ufaklı birçok kaza olmuş ama bu kazalar maddi hasarlı olduğu için pek de umursamamıştık. Ta ki benim artık bu günden itibaren ölüm yolu diye isimlendireceğim Yayla Mahallesi Okul Sapağı’nda meydana gelen trafik kazasına kadar. Hemen her biriniz biliyorsunuz. Mübarek bayram günü üç gencin ocağına ateş düştü. Filiz gibi üç kardeşimiz içinde oldukları araba ile feci bir kaza geçirdi. Sonuç ikisi ağır 3 yaralı. Ardından, bayramın ikinci günü Emre Aydınlı kardeşimizin yaşam savaşını kaybetmesi. Üçüncü gün cenazesi. Bir aileye bir bayram daha başka nasıl haram olabilir ki.

Bakınız özellikle son birkaç aydır papağan gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyoruz. Diyoruz ki aynı yerde üst üste bu kadar trafik kazası ve üst üste bu kadar ölüm olması Kocaali için normal değil. Ve her olayda 15-30 yaş arası genç kardeşlerimizi kaybediyoruz. Bu da normal değil. Bir süre önce Ercan Karayavuz ve Kerem Sarıbaş kardeşlerimizin aynı bölgedeki kazada hayatların kaybetmelerinin ardından, Sakarya Caddesi’nin ve özelikle Yayla Mahallesi mevkiinin mutla suretle Karayolları tarafından elden geçirilmesi gerektiğini yazdık durduk. Sanıyorum iki veya üç kez aynı şeyi tekrarladık. Ama ne oldu, biz mücadelemizle yazdığımızla kaldık. İlgililer de olayı hafife aldıklarıyla kaldı. Sonuç, yeni bir kaza yeni bir genç ölüm. Son yazdığım yazıda bundan sonra o yolda ölen insanların, kendi ihmallerinden değil yeterli uyarı olmaması yüzünden öleceklerini ve bunun mutlak suretle sorumlularının olduğunu söyledim. Şimdi ise söylediğim her şey gerçek oldu. Emre Aydınlı’nın ölümü, Uğur ve Taner kardeşlerimizin yaralanması üzülerek söylüyorum ama benim gözümde artık duyarsızlık yüzünden meydana gelmiş olaylardır. Ölümlerin bitmesi için daha kaç kere yazmamız lazım anlamıyorum. Eğer sesimizi duyan birileri varsa şu konuya Allah Rızası için bir el atsın. İçinizden “Yok efendim araba hızlıymış dikkatsizmiş diyenler olabilir. Ancak yeterli kontrol olsaydı hiç kimse hata yapmazdı.

Gelelim bir diğer mevzua. Yine bayramın birinci günü ilçemize tatil için gelen bir ailenin 16 yaşındaki çocukları bizim denizimizde can verdi. Tabi olay olur olmaz dakikasında bütün ulusal ajanslara düştü. “Sakarya’nın Kocaali ilçesinde serinlemek için denize giren 16 yaşındaki genç boğularak öldü”. Bütün ajanslar dakikasında haber i servis etti. Alın size Kocaali için ne idüğü belirsiz bir reklam. Allah’tan onlarca boğulma vakasına zamanında müdahale oldu da Kocaali’nin denizi insan yutma makinesi olarak anılmaktan kurtuldu.

Bir diğer konu ise plajımız ile yakından alakalı. Malum hemen hemen 10 güne yayılan bir bayram ve tatil dönemi geçirdik. Nüfusumu gerçekten iyi derecede yükseldi. Sahildeki kafeteryalarımız doldu taştı. Binlerce misafiri ağırladık. Ancak biraz buruk bir ağırlama oldu. Nedenini soracak olursanız bize gelen tatilciye hiçbir sosyal aktivite gösteremedik. Efendim ne bir bayram eğlence programı, ne konservari bir canlı müzik etkinliği nede bunlara benzer hiçbir şey gösteremedik. Tatilini bitirip Kocaali’den ayrılan insanlar ilçemizi, merkezi yaklaşık 20 tane çay bahçesinden ibaret, Allah Vergisi denizi ve kumu olan, lünaparkı olmayan, bir bayram eğlencesi yapılmayan, sosyal aktivite olarak insanların akşamları bir araya gelip sıvı tükettikleri sıradan bir ilçe olarak hatırlarlarsa ben üzülürüm.

Sonuç itibari ile birkaç tane genç cenaze kaldırdığımız, misafir gelen tatilcimize ekstra bir şey sunamadığımız, sonra bir iki tane asayiş olayına tanık olduğumuz kazalı belalı bir bayramı geride bıraktık. Şükürler olsun bu bayramı da kazasıyla belasıyla atlattık. Allah aldığımız nefese sağlık sıhhat versin de, hiç olmazsa fındığın 15 lira yaptığını görelim.

YORUM EKLE