Gamze Güller’in zaman döngüsünü kıran öyküleri  “Durmuş Saatler Dükkânı” raflarda

Ödüllü yazar Gamze Güller’in yeni öykü kitabı; Durmuş Saatler Dükkânı, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Güller’in dördüncü kitabı; sürprizleriyle şaşırtan, varoluşun sınırlarını zorlayan, distopik hayatlardan kesitler sunuyor.

Gamze Güller’in zaman döngüsünü kıran öyküleri  “Durmuş Saatler Dükkânı” raflarda

Belalı gemilerde ateşle tek vücut olan mürettebat, paranoyak zihinler, rüyaların derinliklerinden sökülüp çıkarılan ılık ılık atan yürekler, post mortem fotoğraflar ve zamana yenilen aşklar, hasta ruhlu yazarlar, buz tutan kimsesiz nehirler, basit öğle yemeklerinde konuşulan gizemli ölümler, dev soyundan gelen nahif insanlar…

Durmuş Saatler Dükkânı, zaman mefhumuyla meselesi olan, bitmek bilmeyen döngülerden şikâyetçi, üzerine sis çökmüş büyülü öykülerden oluşuyor.

“Sesi bu alacalı karmaşayı orta yerinden yarıp geçiyor. Saatler susuyor. Hafifliyorum. Kafamın içinde sıralamaya çalışıp durduğum her şey gevşiyor, düğümleri çözülmüş gibi sarkmaya başlıyor. Guguklu saatler, pilli saatler, kurmalı saatler duruyor. Ben duruyorum…”
 

ALINTILAR;

Hem değil mi ki, rüyalar da gerçek hayattaki ayrıntılardan oluşur. Nerede ne zaman gördüğümüzü hatırlamadığımız şeyler görünür oluverir düşler âleminde.
(Durmuş Saatler Dükkânı - Rüyalarımın Kadını, sf. 25)

Sözcüklerin büyüsü var. Doğru zamanda doğru şekilde söylediğimde bir şeyler değişiyor. Açıklamak zor ama biliyorum işte. 
(Durmuş Saatler Dükkânı – Cafer, sf. 39)

Mektubunuzda romanımı sadeleştirmemi istemişsiniz. Sormak isterim, yaşarken hayatı sadeleştirebiliyor muyuz? Başımıza gelenleri kısaltabiliyor muyuz? Hayır! Günbegün yaşamak ve her ânında biz olmak zorundayız. Benim romanım bir göz boyama değil. Gerçek hayatın ta kendisi. Sabahtan akşama kadar ne çok şey geçiyor aklımızdan. Geri sarıp da onları düşünmemişiz gibi yapabilir miyiz?
(Durmuş Saatler Dükkânı – Hayatım Roman, sf. 47)

Uyku ölümün kardeşi. Nereye gittiğini bilemezsin uykuda. Uyursun uyanırsın. Ölürsün dirilirsin. Gözkapakların kapanır. Gözkapakların açılır. Gözlerin açık dursun diye mandallar takılır etrafına. Uyuma diye. Ölme diye. Öldürme diye. Derin uykunu gözünden silmen için... Mademki birdir ölümle uyku, döner rüya tekerleği ölüme doğru. Morpheus’un kanatları alır gözünü. İkiz tanrılar uyku ve ölüm, düşerler peşine. Sen uyuyunca. Sen uyuyunca...
(Durmuş Saatler Dükkânı – Rüya Tekerleği, sf. 54)

Gözkapaklarının altında başka bir hayat var sanki. Gözlerini kapatınca dönüyor rüya tekerleği. Hangi hayat onun, bilmiyor. Uyumakla ölmek arasındaki o keskin çizgi.
(Durmuş Saatler Dükkânı – Rüya Tekerleği, sf. 55)

Nasıl oluyor da bir sözcük izini kaybettirebiliyor aklında? Yazdığında var. Düşündüğünde yok. Gevşek, delikli, geçirgen. İçine bambaşka anlamlar alıp büyüyor. Sonra deliklerin hepsinden sızıyor, akıp gidiyor. Tortu. Sözcüklerin tortusu var yalnızca. Tutmaya çalışıyor, olmuyor. Parmaklarının arasından akıp giden su gibi. Tutamıyor.
(Durmuş Saatler Dükkânı – Sözcüklerin Tortusu, sf. 73)


O hayal kırıklığı, olduğundan başka yerde olma arzusu... Veya hep başka bir yere ait olduğunu içten içe duyumsamak ama kaçıp gidememek. Nerede olursan ol, kendini durmadan yabancı hissetmek. Bu mu yıpratıyordu bizi bu kadar?
(Durmuş Saatler Dükkânı – Akşamları Işığı Yanan Evler, sf. 84)

Peki her şey nasıl başladı Meral? Ne zaman oldu bütün bunlar? Ne zaman anladın iki hayatın olduğunu? Ne zaman anladın aslında birbirini tanımayan iki Meral olduğunu zihninde? Bir Meral, diğerine düşman. Diğeri tüm dünyaya... Sırtında dünyanın yükü, seni kimse anlamaz Meral.
(Durmuş Saatler Dükkânı – Her şey Nasıl Başladı Meral, sf. 89)

Sesi, bu alacalı karmaşayı orta yerinden yarıp geçiyor. Saatler susuyor. Hafifliyorum. Kafamın içinde sıralamaya çalışıp durduğum her şey gevşiyor, düğümleri çözülmüş gibi sarkmaya başlıyor. Guguklu saatler, pilli saatler, kurmalı saatler duruyor. Ben duruyorum.
(Durmuş Saatler Dükkânı – Durmuş Saatler Dükkânı, sf. 104)

“Zaman acımasızdır çocuğum. Başa çıkmak için onun gibi olmak gerekir. Boşuna onun önünde koşmaya çalışmayın. Peşinden gitmeyi bilin.”
(Durmuş Saatler Dükkânı – Durmuş Saatler Dükkânı, sf. 106) 
 

Kocaali Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER