Geçici değil kalıcı eserler ortaya koymalıyız

Aralık Kültür Sanat Etkinlikleri Yazar Ali Sürmelioğlu’nun Yer Kızıl adlı söyleşi ve imza günü ile devam etti.

Geçici değil kalıcı eserler ortaya koymalıyız

Aralık Kültür Sanat Etkinlikleri Yazar Ali Sürmelioğlu’nun Yer Kızıl adlı söyleşi ve imza günü ile devam etti. Sürmelioğlu, “Önemli olan gelip geçici değil, kalıcı bir eseri ortaya çıkarmaktır. Yazmak için bir ilhama ihtiyaç duyuyoruz. Sizi harekete geçirecek bir şey olmalı. Kitap yazmaya başlamadan önce etrafa ‘hayret’ gözü ile bakmak gerekiyor” dedi.kocaali

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Aralık Kültür Sanat Etkinlikleri Yazar Ali Sürmelioğlu’nun ‘Yer Kızıl’ adlı kitabın söyleşi ve imza günü ile devam etti. Serdivan Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Faik Baysal Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen etkinliklere öğrenciler ve sanatseverler yoğun bir ilgi gösterdi.

Geçmişi geleceğe aktarmalıyız
Yazar Ali Sürmelioğlu, “Roman, bizim kendi kültürümüz için doğmuş bir şey değil ama bizim kendi kültürümüz içinde hikâyecilik büyük bir önem taşıyor. Bizler kendi kültürel kodlarımızdan beslenerek yazılar kaleme almalıyız. Bu yazıyı kaleme alırken bütün sorunların başlangıç noktasında olmasını istedim. Bizim hem ihsanı, hem lisanı, hem de tarihi çok iyi bir şekilde öğrenmemiz gerekiyor. Geçmişimizde yaşadığımız olayları geleceğimize aktarmak bizlerin hatta sizlerin de ilerideki en büyük görevlerinden biridir” sözlerini söyledi.

Eskileri iyi öğrenmeliyiz
Açıklamalarına devam eden Sürmelioğlu, “Tarihi roman yazmanın en zor kısmı 21. yüzyıldan 19. yüzyıla gitmeyi öğrenmektir. O dönem içerisinde yapılmış olan her şeyi iyi bilmemiz gerekiyor. Günümüzde ki mekânların çoğu kafe ve oturabileceğimiz alan olarak geçiyor ama eski dönemlerde insanlar vakit geçirmek için Kahvehanelere gidiyordu. Bende Yer Kızıl kitabımda kahvehaneleri ele aldım. Tarih Romanı yazarken günümüzden bir tık uzaklaşmamız gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

Temel gayemiz insanın iç duygusu
Sürmelioğlu, “İnsanlarımız arasındaki en büyük sorun ‘lisandır.’ Hiçbir kelime yazıldığı gibi ifade edilemez. Her anlamı farklı bir şekilde düşünmemiz gerekir. Tarih yazımı ve Tarih Romanını da şöyle söyleyebiliriz; Tarihi yazarken Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u Fethini ele alabiliriz. Ama Fatih’in düşünce yapısını vurgulamak isteyen yazıyı iyi bir romancı veya edebiyatçı çok güzel bir şekilde süsleyebilir. Roman yazarken bizim temel gayemiz insanın iç duygusunu yakalayabilmektir. Önemli olan gelip geçici değil, kalıcı bir eseri ortaya çıkarmaktır. Yazmak için bir ilhama ihtiyaç duyuyoruz. Sizi harekete geçirecek bir şey olmalı. Kitap yazmaya başlamadan önce etrafa ‘hayret’ gözü ile bakmak gerekiyor” dedi.
 

SBB Basın Şube Müdürlüğü

SIRADAKİ HABER