Mutlak koruma bilmecesi

Şu baraj meselesi hızlanmaya başladıktan sonra ilçenin en büyük sorunlarından biri Ortaköy ve baraj rezervuar alanı ve mutlak koruma sahası halkı oldu. İlk zamanlar yani bölgede oturan hane sahiplerine ilk tebligatlar gelmeye başladığında altından bu kadar büyük sorunlar çıkacağı tahmin edilmiyordu. Malum şu on beş yirmi gün öncesinde yaşanan elektrik ve su kesintileri, peşinden halkın yaptığı eylemler ve her hangi bir çözüm üretilememiş olması. Her nasılsa şu günlerde konu sessizliğini koruyor. Buna bağlı olarak mutlak koruma bandında bulunan tarım arazileri ve bu arazilerdeki yapılaşma yasağı da başlı başına bir sorun oldu. Daha önce de bir vatandaşın yaşadığı mağduriyeti yazıp konu ile ilgili yaşanan belirsizliği haber yapmıştım. Vatandaşın fındık evinin çatısı aşırı kar yağışından dolayı çökmüş ancak yapılaşma yasağından dolayı çatıyı onaramamıştı. Ardından biraz daha üst mahallede bazı vatandaşlara para cezası uygulandığını da gördük. Ve bu uygulama son dört beş yılı aşkın süredir devam ediyor. Yani mutlak koruma sahasında arazisi olan vatandaşlar bu kadar süredir bir çivi dahi çakamıyor, diğer yaptırımlar da cabası.

Bu hafta Belediye Başkanı Ahmet Acar’ın İSKİ Genel Müdürü ile yaptığı görüşmeyi haber yapma fırsatı bulduk. Ve konu ile ilgili olarak yaklaşık yarım saat görüştük. Kendisinden bütün bilgiyi net olarak aldım. Bu bilgiler haberin detaylarında mevcut olduğu için laf kalabalığı yapmak istemiyorum. Başkan Acar diyor ki İSKİ bu mutlak koruma sahası ile ilgili bazı düzenlemeler peşinde. Mesela mutlak koruma bandı denen kavramın 300 metreden 40 metreye düşürülmesi, 5 dönümden büyük arazilerde yapılaşmaya belirli oranda müsaade edilmesi gibi bazı kavramlar gündemde. Ve sonuna ekliyor vatandaş haklı ayrıca bizde sıkıntıya giriyoruz.

İlk bakışta bu iki çalışma sanki sorunu çözecekmiş gibi görünüyor. Hani mutlak koruma bandı 40 metreye düşse diğer 260 metre mesafe içinde kalan vatandaş rahat edecek, evini yapamayan rahat rahat yapabilecek gibi. Böyle çıplak gözle bakıldığında hoş görünüyor. Ancak gözden kaçan bir şey daha var. Bu mutlak koruma meselesi dün çıkmış bir mesele değil. Yıllardır süregelen bir sıkıntı ve bölge halkı bu sıkıntı yüzünden elindeki malını kullanamadı. Çalışmanın sahibi İSKİ bu saatten sonra mutlak koruma alanını 300 metreden 40-50 metreye düşürürse bu sorunu çözmek yerine belki de daha büyük bir sorunun başlangıcı olacak. Çünkü bu sefer geriye kalan 250 metre içinde olup ta evini yapamayan bahçesine ilaç atamayan vs. vs. vatandaş hak sahibi olacak. Bu şu anlama geliyor. Biz yıllarca size yapmayın etmeyin dedik kiminize ceza da kestik ama artık yapabilirsiniz, çünkü siz artık mutlak koruma sahasında değilsiniz. Ve açık konuşmak gerekirse İSKİ sorun çözerken başına yeni bir iş saracak. Olay gayet net. Çünkü o insanlar bir şekilde geriye dönük haklarını arayacak. Başkan Ahmet Acar konu ile ilgili olarak açıklama yaparken, süreç bu şekilde devam eder ise vatandaşın büyük oranda haklı olduğunu ve olayın hukuki boyuta taşınması halinde vatandaşın istediğini alabileceğini de söyledi. Şimdi ortaya çıktı ki eğer İSKİ projesinde başarılı olur ve mutlak koruma bandı daraltılırsa (ki İSKİ yapıyorsa mutlaka olur) bu sefer karşılarında hem hak sahibi hem de kızgın bir vatandaş topluluğu olacak. Kısacası vatandaş her halükarda haklı, İSKİ ise ipin üstünde yürüyor. Alanı daraltamazsa 17 Bin dönüm araziyi kamulaştıracak. Alanı daraltabilirse kamulaştırma alanı neredeyse yedi de bir oranında azalacak ama bu kez de geçmişe dönük haklarını arayan vatandaşla karşı karşıya kalacak. Şu an için işin ucu nereye varır bilinmez ama hak mahrumiyetinden dolayı açılan davaların davalı için hiç de kolay geçmediğini vurgulamakta fayda var.   

YORUM EKLE