Ne oluyoruz?

Özellikle son yıllarda medyada sıkça duyduğumuz bazı tabirler var. İlk duyduğumuz zaman tuhaf karşıladığımızı hatırlıyorum. Şimdilerde ise o kadar doğal geliyor ki seri katil, seri sapık gibi terimleri hiç birimiz yadırgamaz olduk. Her şeyin serisi çıktı yani. Bunların içinde hiç duymadığımız seri hırsız vardı. Onu da geçtiğimiz hafta içi gördük. Malum şu günlerde ilçenin genelinde en fazla konuşulan konuların başında geçen hafta Koğukpelit Mahallesi ve civarında yaşanan hırsızlık olayları geliyor. Ben bu işe başlamadan önce yani 24 Mart 2010 tarihinden önce Kocaali’de böyle bir şey yaşanmış mıydı bilmiyorum. Ancak o yıldan bu yana ilk kez böyle bir olaya tanık oldum. Tamam, ilçe genelinde zaman zaman bu tip olaylarla karşılaşıyorduk. Kimi zaman fındık tüccarlarına kimi zaman bakkal market gibi yerlere kötü amaçlı girenler oluyordu ancak dediğim gibi tek tük meydana gelen bu olaylar fazla büyümeden sonuçlanıyordu. Koğukpelit’te yaşanan olay ise diğerlerinden farklı.

Tamamen hesaplanmış ölçülmüş biçilmiş bir organizasyon işi gibi görünüyor. 36 saat içinde yaklaşık 10 farklı yere girmek, hem de hiç kimseye açık vermeden girebilmek her babayiğidin harcı değil. İşin diğer tarafı ise aslında daha ilginç. Çünkü öğrendiğimiz kadarı ile çalınan malzemelerin maddi tutarı bu günahı almaya değecek kadar değil. Birkaç yüz liralık malzemeler. Hırsıza meslek sorulmaz ama hani diyorum ki buraya kadar mı düştü yani. Milletin evindeki odun motoruna ilaç pompasına kadar mı düştü. Ha bir de buna benzer bir olay Kocaali’nin göbeğinde meydana geldi. Adamlar çarşının göbeğinde resmen inşaat çalışması yapmışlar. Hayret. Her neyse zaten milletin canı yanmış daha fazla konuyu uzatıp can sıkmak istemiyorum. Ancak şuna inanıyorum ki toplum olarak ellerimizi başımızın arasına alıp ‘Ne oluyoruz?’ demenin vakti geldi de geçiyor. Bundan on, on beş gün önce de Ortaköy, Karalar Mahallesi civarlarında ardı ardına birkaç evde yangın çıktığını ya da kasıtlı olarak çıkarıldığını duymuştuk. Ya anlamıyorum, nasıl bir sebep olabilir ki başkalarına zarar vererek intikamı alınsın. Bu da ayrı bir mesele tabi.

Nice yıllara

Zaman su gibi akıp geçiyor. Daha dün gibi gözümün önünde. Birkaç cesur genç Karasu ve Kocaali’de ilk gazetemizi çıkaracaktık. Alabildiğine heyecanlıydık. İlk haberlerimizi topluyorduk. Ve 24 Mart 2010 tarihinde ilk sayımızla doğduk. Bu gün üzerinden tam beş yıl geçti. Zaman zaman haddinden fazla zorlandığımız oldu. Karşımıza türlü engeller çıktı. Yılmadık, bıkmadık, usanmadık. Sadece çalıştık. Daha iyisi için, daha fazlası için çalıştık. Gece demedik, gündüz demedik, bayram demedik seyran demedik, çalıştık. Şimdi, siz değerli okurlarımızdan aldığımız güç ve destek sayesinde beşinci yılımızı geride bırakmanın heyecanını yaşıyoruz. Sakarya Kuzey Gazetesi artık 6 yaşında. Kuzeyde birlik ve bütünlük için yapılan bu girişimin bir ortağı ve Sakarya Kuzey Gazetesi’nin Kocaali Temsilcisi olarak, ayrım yapmaksızın tüm okurlarımıza teşekkür ediyorum. Ve gazetemizin şimdiye kadar nasıl geldiyse, bundan sonra da çizgisini bozmadan, başı dik bir şekilde yolan devam edeceğinin sözünü veriyorum. Birlikte nice yıllara…

YORUM EKLE