Olursa ayıp olur

Geçtiğimiz haftayı da bir önceki hafta gibi trafik kazaları ile geçirdik. İlk olarak içi bir gece, geç saatlerde jandarma kavşağındaki kazanın haberi ulaştı. İçinde (hepsi de genç) toplam sekiz kişinin bulunduğu iki araç deyimi yerinde ise hurdaya dönmüştü. Allah’tan verilmiş sadakaları varmış da kazada ölen ya da ağır yaralanan olmadı. Ben daha önce jandarma kavşağı ile ilgili birkaç kez haber yaptığım için artık söyleyecek daha fazla söz bulamıyorum. Yol daha yapım aşamasındayken orada ışık, tabela falan yoktu. Faturayı bu gibi eksiklere kesebiliyorduk. Ama şimdi durum öyle değil. Gayet muntazam bir ışıklandırma sistemi var ve gördüğüm kadarı ile levha ve tabelalarda da eksik yok gibi. Ayrıca yol üzerindeki mobese sisteminin de bir nebze de olsa etkisi olmuş gibi görünüyor. Ancak hala kazaların önünü alamadık. Olayın aslını şimdi şimdi anlamaya başladık. Demek ki neymiş efendim her şey tam olsa bile bu kez de insanlarda eksik olabiliyormuş. Günde en az birkaç kez jandarma kavşağını kullandığım için durumu az çok görebiliyorum. Özellikle genç yaşta direksiyon başına geçen arkadaşlarıma kardeşlerime seslenmek istiyorum. Bundan önce de bir sürü olay yaşadı. Onlarca ocağa ateş düştü. Geçmişte olanlardan kendinize bir ders çıkarın, önce kendinizi sonra da arkada bırakacaklarınızı bir kez daha düşünün. Ders çıkarın derken mesela geçen Cuma günü İlkevler sapağında Şahin’in yaptığı kazayı düşünün. Sorun kimde olursa olsun bir anlık dalgınlık, bir saniyelik dikkatsizlik her şeyin sonu olabilir. Bu vesile ile Şahin kardeşime geçmiş olsun diyor, merhum Cavit Yılmaz’a ve ailesine baş sağlığı diliyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam bundan iki ya da üç ay öncesinde İlkevler Kavşağı’nın da jandarma kavşağı gibi ışıklı olması gerektiğini yazmıştım. Hatta bir yerde bununla ilgili ciddi bir tartışma da olmuştu. Hani her zaman diyoruz ya ‘İllaki birilerinin ölmesi mi lazım’ diye. Üzülerek söylüyorum ki şimdi o lafın yeri geldi. İlkevler Kavşağı da en az jandarma kavşağı kadar yoğun kullanılan bir güzergah. Acaba diyorum jandarma kavşağına ışıklı uyarı yapıldı da İlkevler Kavşağı’na neden yapılmadı? İnşallah masraftan kaçıldığı için değildir. Yada diyorum ki birilerinin ölmesi mi beklendi. Şayet öyle ise buyurun size ölümlü bir trafik kazası. Şu an itibari ile yetkilileri göreve davet ediyorum. Jandarma kavşağı nasıl ışıklandırıldı ise İlkevler Kavşağı da aynı şekilde ışıklı uyarı, tabela ve levhalarla donatılmalı. En azından bir insanımızı daha trafiğe kurban vermeden.

Bu arada şimdiye dek basına yansımadı ama ben yine de uyarı mahiyeti ile paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz hafta bir iki tanıdığımızdan Kocaali Devlet Hastanesi’nde malzeme sıkıntısı yaşandığı ile ilgili bir duyum aldık. Tabi ilk yaptığımız iş iddiaların muhatabı ile yüzyüze görüşüp bilgi almak oldu. Bu vesile ile hastanelerin malzeme temini prosedürü hakkında da bilgi sahibi oldum. Sonuç itibari ile il sağlık müdürlüğü tarafından tıbbi malzeme temini için açılan ihaleyi alan firmadan kaynaklanan bir sorun olduğunu ve bunun il genelinde yaşandığını öğrendik. Özellikle acil servislerde yaşanan malzeme sıkıntısının da hastaneler arasında takviye ve takas yöntemi ile giderilmeye çalışıldığı ortaya çıktı. Ben şahsen bu konunun baş muhatapları ile yaklaşık bir saat boyunca görüştüm ve yönetimin olaylara samimiyetle yaklaştığı kanaatine vardım. Ancak açık konuşmam lazım ki bizim yönetimin hassasiyeti il sağlık müdürlüğünün varsa şayet eksiğini kapatacak anlamına gelmez. Mevsim yaz mevsimi. Tatilci, fındıkçı derken nüfus neredeyse iki katına ulaşıyor. Hal böyle olunca hastanemizdeki yoğunluk da bir hayli artıyor.  Dolayısı ile köşe yazısı içinde kullandığımız bu konu mutlak suretle birilerinin kulağına küpe olmalı. Ve sorun her nerede ise ivedilikle çözüme kavuşturulmalı. İnsan hayatı ne üç beş liralık tıbbi malzeme ne de üç beş bin liralık trafik ışığı kadar ucuz olmamalı. Olursa ayıp olur.        

YORUM EKLE