Rüzgarı yakaladı

Ak Parti’de aday adaylığı başvuru süreci tüm hızı ile ilerliyor. Bu arada bizler de gerek işi içinden gerekse ulaşamadığımız yerlerdeki gelişmeleri sosyal medya üzerinden merakla takip ediyoruz. Öyle sanıyorum ki herkes seçim gündemini aynı merakla takip ediyor. Bu merakın başında ise Ak Parti’de yaşanan aday adayı bolluğu geliyor. Geçtiğimiz 2011 genel seçimlerinde 54 olan aday adayı başvuru sayısı bu yıl tarihi bir rekora imza attı. Keza yazıyı yazdığım anda elimize ulaşan son listeye şöyle bir göz attım. O an için 58’i il başkanlığına diğer 14’ü genel merkeze olmak üzere toplam 72 aday adaylığı başvurusu vardı. Sürecin öncesinde üstün körü bir anket yapılmış olsaydı ve aday adayı başvuru sayısının kaç olacağının tahminine ilişkin bir çalışma yapılsaydı sanıyorum içlerinden 60’ın üzerine çıkan olmazdı.

Aday adayları başvurularını yapa dursun şu günlerde ilçede en çok konuşulan mevzuların başında kuzeyden bir ismin aday listesine yer alıp almayacağı ve hangi aday adayının kuzeyi temsil edeceği geliyor. Bizim için şu anda Levent Samrıoğlu, Recep Soytürk ve Mustafa İsen olmak üzere listeyi gerçekten zorlayacağı düşünülen üç önemli isim var. Olaya Kocaali için bakacak olursak şu an için Levent Samrıoğlu’nun haricinde birileri görünmüyor. Samrıoğlu için geçtiğimiz hafta küçük bir değerlendirme yapmıştım. Aday adaylığı başvurusundan sadece bir iki gün önce bir yakınını kaybeden Samrıoğlu’nun üzerindeki olumsuz havayı atıp kısa süre içerisinde ziyaretlere odaklanabilecek duruma gelmesi ilgi çekici bir durum. Ve kendisinin bu özverisini takdire şayan buluyorum. Malum Allah bir kapı açtı ve ilçede bir dükkan açabilmek bize de nasip oldu. Bu nedenle ilçe dışında olan ziyaretlere çok fazla eşlik edemiyorum. Ancak sosyal medya aracılığı ile her şeyi anlık olarak takip edebilmek gibi bir avantajımız var. Bu vesile ile Levent Samrıoğlu’nun performansını izleyebiliyoruz. Yakaladığı bu rüzgarın onu iyi bir yere taşıyacağından şüphe yok diyebilirim. Bu arada basın kuruluşlarının bu konudaki anketleri ne kadar dikkate alınıyor tartışılır. Geçtiğimiz günlerde başlatılan bir anket çalışmasına şöyle bir göz gezdirme fırsatım oldu. Ben baktığım saatte oy dağılımına göre Ali İnci yüzde 16.88 ile ilk sıradayken hemen ardında ise yüzde 14.51 ile Levent Samrıoğlu ikinci sırada yer alıyordu. Diğer 70 aday adayından ise yüzde 10’un üzerine çıkabilen daha doğrusu iki basamaklı rakamlara ulaşabilen aday adayı yoktu. Siyaset ile alenen ilgilenmeye bu kadar kısa süre önce başlayan Samrıoğlu’nun bu gün, yılların siyasetçisi ve yaptığı hizmetlerle takdir toplayan Ali İnci ile böylesine geniş kapsamlı bir platformda koltuk paylaşması bence hiç de yabana atılacak bir şey değil.

Öte yandan geçtiğimiz hafta muhalefet kanadından Kocaalili aday adayı ve ya aday çıkıp çıkmayacağını merak ettiğimi yazmıştım. Zira o saate kadar her hangi bir kıpırdama yoktu. Geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi eski ilçe başkanı Cevat Soy ve geçtiğimiz yerel seçimlerde belediye başkan adayı Osman Şanlı’nın SP’den aday adaylığı için isimlerinin geçtiğini öğrendim. Bununla ilgili bilgi aldıkça da elimden geldiği kadar paylaşacağım.

Elinizi vicdanınıza koyun

Şimdi biraz öteye gidip son günlerde gündemimizi meşgul eden bir başka konu ile yazımı noktalamak istiyorum. Malum büyükşehir belediyesi kapsamına dahil olduktan sonra hayatımızdaki bir çok şey değişti. Sıkça kullandığımız bazı terimlerimizi kaybettik. Bazı ödemelerimizin miktarında da değişiklik oldu. Mesela su faturası gibi. Bundan yaklaşık bir ay önce ilçemizde bir istişare toplantısı gerçekleşmiş ve bende o vesile ile bazı sıkıntıları buradan paylaşmıştım. Mesela Karasu ve Kocaali arasındaki su tüketim ücreti farklılığını. Bildiğiniz gibi şu an için su tüketim bedelinde uçurum denebilecek düzeyde bir farklılık var. Ancak bundan birkaç gün önce fiyatta bir dengeleme yapılacağı bilgisini aldım. Tabi konu ile ilgili biraz bilgi sahibi oldu. Şu an için her hangi bir makamdan konuya ilişkin resmi bir açıklama yok. Su tüketim bedelin bir nebze de olsa indirime gidileceği kesin gibi görünüyor ancak yine de düzenlemenin faturalara ne şekilde yansıyacağı net değil. En kısa zamanda bu konunun kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. Bu arda fiyatlarda dengeleme yapılırken de ellerin masanın üzerinde olmaması lazım. Ana fikrim şu, Karasu ve Kocaali’de yaklaşık 80 bin vatandaşı ilgilendiren bir konu için karar verirken ellerin masanın üzerinde değil vicdanların üzerinde olması gerektiğini düşünenlerdenim.     

YORUM EKLE