Sabırlı olmakta fayda var

2014 yerel seçimleri öncesinde uzunca bir süre konuşuldu Büyükşehir yasası. Acaba nasıl olacak, nasıl gidecek hayatımızda ne değişecek derken bir sabah uyandık, bir baktık ki büyükşehirli olmuşuz. İlk birkaç hafta pek fazla bir şey değişmedi desek doğrudur. Yapılan değişiklikler sadece sözde kaldı. Emlak fiyatları artacakmış, vergiler yükselecekmiş, köyler su parası ödeyecekmiş derken en sonunda ilk etkisini geçtiğimiz hafta içi görmüş olduk. 30 Mart’a kadar belediyeye ait su işlerini devralan SASKİ ilk faturalarını geçtiğimiz hafta dağıttı. Ve vatandaş aşırı yüksek meblağları karşısında bulunca haliyle tansiyonu yükseldi. Bu konu bölgemizin yerel basınında oldukça yoğun işlendiği için işin fazla derinine girmek istemiyorum. Sadece Kocaali’de vatandaşın bu olaya karşı nasıl tavır takındığına dikkat çekmek istiyorum.

Sizlerin de tahmin ettiği gibi gelen yüksek faturalardan dolayı vatandaşı ciddi bir tepkisi mevcut. Buradaki tek hafifletici neden yaklaşık iki ay boyunca fatura kesilmemiş olması faturaların birikmiş olarak yansıması. Böyle bile olsa şimdiye kadar bize ulaşan çok sayıda vatandaş su faturasını ödemeyeceğini belirterek tepkisini dile getirmemizi istedi. Hatta kimileri fatura okumalarına engel olacaklarını dahi söyledi. Buna benzer bazı olayları daha önceden yaşamıştık. Son zamanlarda işler yoluna girmiş olsa da özelikle bundan bir iki yıl önce SEDAŞ konusunda neler çektiğimizi bir Allah biliyor, bir de biz biliyoruz. Bunun sonucu olarak da köylerde sayaç okuyan personel ile hane sahipleri arasında tartaklamaya kadar varan olaylara tanık olmuştuk. Dolayısı ile bu şekilde bir zıtlaşmanın hiç kimseye faydası olmayacağını da görmüş olduk. Su faturası işinde de temkinli ve sabırlı olmakta fayda var. Zira aksi bir sonuç, düzelmesi muhtemel olan bazı uygulamaların kapısını da sonuna kadar kapatabilir.

Bu arada geçtiğimiz hafta yine bu köşede paylaştığım yol meselesi ile ilgili bazı gelişmeler var. Öncelikle yazıyı okuma fırsatı bulan bazı duyarlı vatandaşlar, Kocaali’de yaşanan ölümlü trafik kazalarına nasıl dikkat çekebiliriz, yolları nasıl daha güvenli hale getirebiliriz düşüncesi ile bize ulaştı. Elimizden geldiği kadar yardımcı olacağımız söyledik. Aynı zamanda Kocaali Belediyesi’nin de yeni bir çalışma başlattığını öğrenmiş oldum. İlçede ve özellikle Yayla Sapağı’nda meydana gelen trafik kazaları ile ilgili bir rapor hazırlayıp karayollarına, hatanın düzeltilmesi için müracaatta bulunmaya hazırlanıyormuş. Hazırlanan bu rapora meydana gelen kazalarla ilgili basında yer alan haberlerin iliştirilmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Bizler dışarıdan bakıldığında sadece yerel gazeteciler olarak görülüyoruz. Hal bu ki, hepimiz aslında ilçenin birer arşivi gibiyiz. Mesela benim mensubu olduğum Kuzey Gazetesi’nin beş yıllık geçmişini düşünecek olursanız iyisi ile kötüsü ile yaklaşık dört bin haberlik bir arşive sahip olduğumuzu görürsünüz. Bizler bu arşivleri sadece bize lazım olduğu için değil, gerektiğinde ilçenin menfaatleri açısından delil teşkil etsin diye tutuyoruz. Sonuç itibari ile Kocaali’deki yol sorununun çözümünde arşivimize başvurulursa elimden gelen her türlü desteği vereceğimi buradan açık ve net olarak beyan ediyorum. Bizden üç beş gazete fazla gitse, birkaç saatlik emeğimiz boşa gitse zararı dokunmaz. Ama birimizin başına ölümlü bir kaza gelse zararını kimse karşılayamaz.  

YORUM EKLE