Sahil komple kapatılırsa

Bu hafta tüm köşe yazarlarımızın mutlak suretle değindiğine inanıyorum ki bende sözünü etmeden geçemeyeceğim. Bildiğiniz gibi birkaç gün önce yakın tarihimizin en büyük olaylarından birine şahitlik etmek durumunda kaldık. Helal ekmek için emek veren, toprağın yüzlerce metre altında gün ışığına hasret, yüzü gözü toz toprak içinde yaşayan tam 301 vatandaşımızı kaybettik. Onlar gerçekten de bir avuç kömür için ömür verdiler. Kendi verdikleri yetmedi, 76 milyonun da ömürlerinden birkaç yıl yediler. Hepimizin içi yandı. Hepimiz üzüldük. Karanlığın içinden çıkan cesetlerin ambulanslara dolduruluşunu izlerken hemen hepimiz ağladık, deyimi yerinde ise kahrolduk. Öyle ki ben olayın bir gece sonrasında Soma’ya gitmek için ciddi bir çaba içine girdim. Ancak Takdir-i İlahi’dir ki üç gün üst üste yola çıkmama rağmen hep bir şeyler ters gitti. Kocaali’nin bir adım dışına gidemedim. Ve bu arada benim gibi olan, oraya gitmek için can atan çok sayıda Kocaalili vatandaşımızın olduğuna da şahitlik ettim. İnsanlığımızla ve insanımızla gurur duydum. Soma şu anda kendi acısına düşmüş, gözü ciğerinin yangısından başka bir şey görmüyor, bizim burada yükselen sesimizi duymuyor ama ben yine de Kocaali adına hayatını kaybeden emekçilerimize Allah’tan rahmet, babalarını kaybeden (artık yetim) çocuklara, oğullarını kaybeden ana babalara, eşlerini kaybeden bacılarımıza, kardeşlerini, kendilerinden bir parçayı kaybeden içi kanayan acılı vatandaşlarımıza sabır diliyorum. İnanıyorum ki adalet mercii mutlak suretle gerektiği gibi işleyecek ve bu faciada ihmali olan herkes cezasını çekecektir. Bu hiç kimsenin acısını dindirmeyecek belki, hiç kimsenin ateşine su dökmeyecektir. Ama kesin olan bir şey var ki o ihmalkarların en ağır şekilde cezalandırılması bundan sonra böyle büyük faciaların yaşanmasına engel teşkil edecektir.

Bizim insanımız acıyı acı gibi, sevinci sevin gibi yaşamasını bilir. Bunun en güzel örneğini bundan yaklaşık 15 yıl önce gördük. Biz 17 Ağustos gecesini yaşadığımızda ülkenin dört bir yanından binlerce insan akın akın Sakarya’ya gelmiş bizimle birlikte ağlamış acımızı paylaşmıştı, cenazelerimizi kaldırmıştı. Öyle sanıyorum ki şu an da bizim omuzlarımızda onların vebali var. Gidip birkaç saatliğine bile olsa o acılı insanların derdi ile dertlenmek bizim boynumuzun borcudur. Buradan yerel idare ve ilçenin önde gelenlerine çağrıda bulunmak istiyorum. Kocaali’den mutlak suretle bir organizasyon düzenlenmeli ve gerçekten gitmek isteyenler Soma’ya gönderilmeli. Gerekirse Stk. lar el ele vermeli, güzel bir kampanya ile oradaki yetimler sevindirilmeli. Şimdi bunu okuduktan sonra bu işin külfetli olacağını zor olacağını söyleyenler çıkabilir. Ancak daha büyüklerine kısa süre önce şahit olduk. 30 Mart öncesinde tüm siyasi parti teşkilatlarının miting meydanlarına binlerce kişiyi nasıl taşıdığını gözlerimizle gördük. Dolayısı ile Kocaali’den Soma’ya gidecek olan bir iki araç, seçim öncesinde yapılan taşımalar kadar maliyetli olmayacaktır ve bu durum muhtemel itirazların önünü tıkamaktadır.  

Soma ile ilgili fikrimi paylaştıktan sonra az da olsa Kocaali’ye değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi her yaz döneminde Kocaali plajı vatandaşın en önemli gündemi oluyor ve sahile inen vatandaş yeni bir şeyler görmek istiyor. Hele hele bu yıl büyük şehirin de etkisi ile vatandaşın beklentisi biraz daha yüksek. Şu günlerde sahil esnafı iyiden iyiye canlanmaya başladı. Hemen her gün kapalı olan bir işletme yeniden sezon açılışı yapıyor. Şu an en büyük sıkıntı kanalizasyon projesinin geçtiği bölgelerde yaşanıyor. Projenin çay bahçelerinin bulunduğu merkez plajdan çıkmış olması esnafı rahatlatsa da yolların halen yapılmaması az da olsa rahatsızlık yaratıyor. Bundan bir iki hafta önce belediyenin, sahil kesiminde yol çalışmasına başladığını yazmıştım. Ancak o çalışma birkaç sokak ile sınırlı kaldı. Şu saat itibari ile yeni bir çalışma için kazma vurulmadı. Tamam iş süreci öyle sanıldığı kadar basit değil. Bunun ihalesi var, müracaatı var, itirazı var, ödeneği var. Ancak özellikle mevzu sahil ise bütün bu işleri kısa tutup bir an önce çalışmaya başlamakta fayda var. Belediye bu konuda elini biraz daha çabuk tutup sezon Ramazan dolayısı ile ikiye bölünmeden sahildeki işini bitirmeli. Sanıyorum ki bu yıl sahildeki trafik akışı konusunda da bir düzenleme yapılacak. Açık konuşayım yapılacak olan bu düzenleme esnafın işini ciddi oranda etkileyecek. Örneğin geçtiğimiz yıl gibi olur ve yolun büyük bölümü açık bırakılırsa birikme eski kafeteryalar bölgesinde olacak. Aksine Kocaali plajında bu dağılımın homojen şekilde olması lazım. Ben bu konuda şayet mevzuata uygun ise sahil yolunun jandarmadan süper markete kadar komple trafiğe kapatılması taraftarıyım. Yol komple kapatılıp iyi bir aydınlatma yapılmalı ve minibüs durakları sokak başlarına alınmalı. Araç parkı için kullanılacak alanlar ise jandarmadan doğuya, süpermarketten batıya doğru bırakılırsa sahil kesiminde kısmi birikme değil yaygın bir dağılım olacağı kanaatindeyim. Hem bu sayede merkeze uzak ve işi merkeze göre daha az olan esnaf da canlanacaktır. Diğer konulardaki beklentilerimi bir iki hafta sonrasına bırakmak istiyorum. Zira çevre işi bittikten sonra daha farklı etkinlikler içinde taleplerimiz  olacak.                 

YORUM EKLE