Rumeli Balkan Derneği Kadın Kolları'ndan Hocalı Soykırımı na anma ve kınama

Sakarya Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği Kadın Kolları Başkanı Av. Gülben Demircan Babaoğlu; 26 Şubat 1992 tarihinde yaşanan "Hocalı Soykırımı" ile kınama içerikli açıklamalarda bulunarak,

Rumeli Balkan Derneği Kadın Kolları'ndan  Hocalı Soykırımı na anma ve kınama

Sakarya Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği Kadın Kolları Başkanı Av. Gülben Demircan Babaoğlu; 26 Şubat 1992 tarihinde yaşanan "Hocalı Soykırımı" ile kınama içerikli açıklamalarda bulunarak, "katledilen tüm Azerbaycan Şehitlerimizi derin bir elemle, rahmet ve saygıyla anıyoruz" dedi. kocaali 
Katledilen tüm Azerbaycan Şehitlerimizi ,rahmet ve saygıyla anıyoruz

Açıklamasında yaşanan olaylara yer veren Sakarya Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği Kadın Kolları Başkanı Av. Gülben Demircan Babaoğlu; "26 Şubat 1992 tarihinde Ermeniler, Rus askerleri tarafından silahsızlaştırılan bir Azerbaycan toprağı olan Hocalı şehrini abluka altına alarak Azeri Türklerinin vücutlarını tek tek parçalamış, bir çoğunu yakmış, daha nicelerini türlü işkencelere maruz bırakarak katletmiş ve her türlü tehcirle bir kenti tamamıyla yok etmişlerdir. Ermenilerce silahsız sivil Azeri Türklerine yönelik yapılan, açıkça etnik bir grubun yok edilmesi amacıyla gerçekleştirilen ve  Birleşmiş Milletlerin tanımladığı soykırım kavramı ile tamamen örtüşen bu katliam, Ermeni askerlerinin Türklere olan kininin ifadesi bir soykırım olarak tarihe geçmiştir. Oysa öncesinde, Hocalı kentinde yaşayan Azeri Türkler, terör eylemlerine girişmemiş, etnik temizliğe başvurmamış, Ermenistan’a karşı savaş girişiminde bulunmamış, orduyla çatışmamış, lojistik yolları kesmemiş, sivilleri katletmemişlerdir. Kentin sanayileşmesi ve birçok alanda gelişmesi de göz önüne alındığında Hocalı sakinlerinin uygar, başarılı ve barışçıl yönleri açığa çıkmaktadır. Böyle bir grup , başka hiçbir neden yokken, sadece etnik dini kimliğinden ötürü, önceden planlanarak, büyük bir örgütlenme sonucu sistematik ve kitlesel bir kıyıma tabi tutulmuştur.  Ve bu katliamdan itibaren Ermeni Hükümeti tarafından Hocalı’da tek bir Türkün dahi yaşamasına müsaade edilmemiştir. Sakarya Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği Kadın Kolları olarak bizler de, özünde Müslümanlığa, Türk kimliğine ve her türlü milli manevi değerlerimize saldırı teşkil eden bu soykırımı insanlık adına kınıyor, kökleri derinlere dayanan bu vahşetin hukuki ve siyasi boyutunun ülkemiz ve bölge güvenliği nezdinde önemini ve olayın faillerinin cezalandırılmaları gerektiğini bir kez daha vurguluyor; katledilen tüm Azerbaycan Şehitlerimizi derin bir elemle, rahmet ve saygıyla anıyoruz" dedi. 

Demircan Babaoğlu: "Hocalı Soykırımı" 'Uluslararası Suç' olarak tanınmalıdır
Bu bulgu gereği Hocalı Soykırımı; BM Meclisinin Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Konvansiyonu, Nürnberg Askeri Mahkemesinin Nizamnamesi, Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi,  Raunda Uluslararası Ceza Mahkemesi Nizamnamesi ve Statüsü gereği 'uluslararası suç' olarak tanınmalıdır diyerek burgu yapan Av. Gülben Demircan Babaoğlu; "Olayın mağdurları için adaletin yerine getirilmemiş olması, olayın failleri açısından bu suça teşvik anlamı taşıyacaktır. Suçların sorumlularının cezalandırılmaları, barış ve adaletin tesisinin yanı sıra potansiyel suçların önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Ermenistan’ın etnik temizlik algısı, Büyük Ermenistan Projesi ve Sözde Ermeni Soykırımı iddiaları, dış politikalarında şekillendirici bir rol oynamaktadır. Bu açıdan bakıldığında Ermenilerin cezai ya da hukuki yaptırımla karşılaşmamaları, tarihsel anlamda kendilerine ait olduklarını belirttikleri topraklar üzerinde hâkimiyetlerini genişletme çabası içine girmelerine sebep olacak, Türkiye’ye yönelik hamleleri devam edecek, yaşattıkları şiddete yenileri eklenebilecek ve uluslararası hukuk açısından da bölgesel güvenlik ve istikrar sağlanamayacaktır. Hiç şüphesiz Hocalı Katliamı bir Soykırımdır. Bunu her Türkün bilmesi ve her alanda ifade etmesi gerekmektedir. Bu açıdan hukuki sürecin başlatılması için bireysel girişimler mümkündür. Devletler gibi grup ve kişiler de hem iç hukuk, hem de uluslararası hukuka, suçluların cezalandırılması için başvuru yapabilir ve konunun takipçisi olabilirler. (1948 Soykırımları Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesinin 2. Maddesindeki tüm hükümler, 1949 ve 1977 Cenevre Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlali doğrultusunda AİHM) Dünyanın birçok farklı yerine dağılmış bulunan Türkler, milli bir bilinçle vatandaşı oldukları ülkelerde, soykırım suçluları görülen Ermeni siyasi ve askeri yetkililerine karşı açacakları bu davalarla aynı zamanda Hocalı’da yaşanan vahşetin dünyaya duyurulmasında önemli bir vazife göreceklerdir.
 

Levent CANDAN

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2019, 14:49
SIRADAKİ HABER