Siyasette bir gün çok uzun zaman

İnsan yaşadıkça öğreniyor bazı sözlerin anlamlarını. Ben mesela “Siyasette bir gün çok uzun zamanmış” sözünün anlamını şimdi çok daha iyi anlıyorum.
Zira bir gün önce Bakan Karasu’yu ziyaret ediyor ancak Karasu Belediye Başkanı’na neredeyse selam vermiyor. Belediye Binası’na davet edilmesine rağmen çıkmıyor. Gelir gelmez Ak Parti İlçe Binası’na çıkıyor ve sonra da açılışın yapılacağı alana geçiyor.
Belediye Başkanı Bakan için yaptırılan tabloyu vermek için dakikalarca ayakta bekletiliyor.
Bunun ardından Başkan “Ben Ak Parti’ye gelmiyorum” diye açıklama yapıyor. Ak Parti İlçe Başkanı gelmesi yönünde bir taleplerinin olmadığını söylüyor. Sonra da Mehmet İspiroğlu’nun Ankara’ya davet edileceğiz ve grup toplantısında rozetinin bizzat Başbakan tarafından takılacağı öğreniliyor. 
Ankara’daki törene o zamana kadar İspiroğlu’nun karşısında yer alan isimler, Ak Parti’nin karşısında yer alan isimler falan gidiyor. 
Yahu bir günde bu kadar şey mi değişir? Değişirmiş demek ki…
Ama rahmetli babaannem derdi ki, “İnsan ne oldum dememeli. Ne olacağım demeli!”
Şimdiye kadar yaşananları gördük de bundan sonrakileri görmek zor iş.
Şimdi Mehmet İspiroğlu’nun aday gösterilmesi ve gösterilmemesi beklentisi var. Gelin şimdi bu iki aşamayı da masaya yatıralım.
İspiroğlu Ak Parti’den aday yapılır mı? Yapılabilir. Zira eğer İspiroğlu kamuoyu desteğini arkasına almamış, yaptırılan anketlerde önde çıkmamış olsaydı Ak Parti zaten İspiroğlu’nu almak istemezdi. 
Ancak unutulmaması gereken bir nokta var. O da İspiroğlu’na bu destek muhalefet partisinde durduğu haldeydi. Yani acaba bir siyasinin dediği gibi “Taş yerinde ağır” mıydı? Bunu zaman içinde göreceğiz.
Ancak velev ki İspiroğlu Ak Parti’den aday oldu. Sizce ne olur?
Bence İlçe Yönetimi istifa etmez. O zamana kadar kabullenmiş olur. Ve şimdi “Nasılsa aday olamaz” diyenler o zaman “Nasıl olsa listeyi biz yapacağız” diye kendilerini avutur. Ancak İspiroğlu aday olması durumunda listesini neredeyse kafasında tamamladı. Onun için o kısmı da hikaye olur.
Ancak Ak Parti içinde İspiroğlu’nun aday yapılmaması ihtimalini aklından silmeyen isimler var. Onlar da kendilerinin aday yapılmasını bekliyor. Bu isimler İspiroğlu’nun aday yapılmasının ardından kendilerine siyaseten bir yol çizecek elbette. Ya bekleyip “Nasıl olsa beni milletvekili yaparlar” diye düşünecek ya parti içinde kalıp bir sonraki seçimi bekleyecek (ki bunu bir siyasinin yapması gerçekten çok zordur) ya da kendi tabanının kabul ettiği en yakın partiden aday olmayı deneyecek. 
Bu sırada diğer partiler de ellerini güçlendirecek ve Ak Parti içindeki olası parçalanmadan pay kapma yarışına girecek. Bu durumda da hiç şüphesiz en karlı çıkan Saadet Partisi olacak. Zaten daha şimdiden Ak Parti içinden bir ismi gözlerine kestirdiklerini ve onunla dirsek temasına geçtiklerini biliyoruz. 
Yani dışarıdaki partilerin tek temennisi İspiroğlu’nun aday olması.
Öte yandan İspiroğlu aday olursa da işi çok kolay değil. Zira Ak Parti içinden de kendisine cephe alan ve İspiroğlu MHP’deyken hakarete varan eleştirilerde bulunan adamların gidip de İspiroğlu’nu desteklemeleri zor görünüyor. 
Bir de diğer ihtimal var. İspiroğlu aday gösterilmezse.
İspiroğlu aday gösterilmezse siyasetten çekilmez. Bağımsız ya da CHP’den aday olabilir. Bu durumda da şansı az olmaz. Zira İspiroğlu herhangi bir partinin ya da ideolojinin değil birebir ilişkinin sembolü konumunda. Dolayısıyla “İspiroğlu nereye giderse gitsin ben ona oy veririm” diyen bir kitle de var hiç şüphesiz. 
Bu mantıkla İspiroğlu CHP’ye giderse ve buradan aday olursa da seçimi zorlayabilir.
Ancak İspiroğlu’nun aday olmaması durumunda Ahmet Genç, Recep Özdemir, Mehmet Çalık, Mustafa Sür, Yakup Altıntaş isimleri adaylık için konuşulacak. Bu isimlerden hangisi aday olarak tespit edilirse edilsin bir küskünler grubunun kendisini bekleyeceği kesin. Bu durum da her halükarda Saadet Partisi’ne yarar. Saadet Partisi küskünlerin buluşma adresi olabilir.
Yani hangi açıdan bakarsak bakalım Ak Parti için kolay bir seçim olmayacak. Aday kim olursa olsun karşısında muhalefetten önce parti içi küskünler olacak. Bunun tek yolu var: Aday adayları kendilerini diğer aday adaylarına kabullendirmeli. Genel seçimde yüzde 62 oyu olan bir siyasi partinin seçimi kaybetmesi ancak küskünler sayesinde olabilir. O da şu an için Ak Parti’de fazlası ile var.
Güzergah işkencesi
Yaz dönemi geldi. Adapazarı’ndan Karasu’ya, Karasu’dan Adapazarı’na yolcu taşıyan araçlar için de işkence daha büyüdü. 
Eğer İstanbul’a gidecekseniz sorun yok da Allah düşürmesin yolunuz Hastane’ye ya da TEİAŞ’ın oradaki sanayiye düşerse yandınız.
Zira bu dediğim yerlerde Karasu arabalarının indirme bindirme yapması yasak. 
Bindirme yapmasının yasak olmasını belki anlayabiliriz ama indirme yapması neden yasak? 
Yani siz Orta Garaj’da inemediyseniz araçtan bir daha Şehirler Arası Terminali’ne kadar inmeniz mümkün değil. Arabada ölüyor olsanız şoför indiremiyor.
Boşuna şoföre itiraz etmeyiz zira onun da yapacağı bir şey yok. UKAME’nin kararı bu şekilde.
Zamanında bu araçlar yoldan yolcu almış olabilir. Bu da diğer insanların ekmeğine zarar vermiş olabilir ancak bunda Karasu’dan Adapazarı’na giden ve elinde çantası olan insanların zorda kalmasına neden olarak gösterilebilir mi?
Araçtan inemiyorsunuz diyorum dikkat edin. Araca binemiyorsunuz demiyorum. 
Bu duruma da itiraz eden şoförler ya da kooperatif başkanları oluyor yalnızca. Asıl çileyi çeken yolcuların durumdan haberi bile olmuyor. 
Asıl mağdur olanların ses çıkarması gerekmez mi?