Turizm bölgesine yakışmıyor

Sağlık kurumlarımızda yaşanan sıkıntıları geçtiğimiz dönemlerde de oldukça yoğun bir şekilde yazmıştım. Son iki yıl içerisinde başıma gelen bazı olayları da bu duruma örnek göstermiştim. Hatırladığınız gibi bir süre önce ailemin trafik kazası geçirmiş ve deyimi yerinde ise ölümden dönmüşlerdi. Ancak ölümden dönmeleri kaza sebebi ile değil doktorların ilgisizliğinden ve yetersizliğinden dolayı gerçekleşmişti. Bende ona istinaden ‘Çok katlı lüks mezbahalar’ başlıklı bir yazı yazarak hem kendimin hem de vatandaşın ortak isyanını dile getirmiştim. Bu günlerde yine aynı sorunlarla mücadele ediyoruz. Ancak bu kez olay benimle ya da ailemle alakalı değil. Kocaali’nin yüzüne leke sürecek bir hal almış durumda.
 
Geçtiğimiz Cuma gecesi küçük bir aksilik yaşadım ve ayağım burkuldu. İlk zaman fazla bir şey anlamadım ama Cumartesi günü öğlen saatlerinde ayağımda ödem birikmesi oldu ve üzerine basamaz hale geldim. Öğlenden sonra Kocaali Devlet Hastanesi Acil Servis’e giderek ayağımı göstermek istedim. Bekleme koridoruna geldiğimde, havanın pek de iyi olmadığını fark ettim. Sıra bekleyen birkaç kişi kendi aralarında gidelim gibilerinden konuşuyordu. Fazla geçmedi ve olay aniden patlak verdi. Tatilci olduğunu tahmin ettiğim genç bir bey, “Bu kadar olur mu? Kaç saattir bekliyoruz? Bu kadar insana ne zaman sıra gelecek? Diyerek sitem etmeye başladı. O sırada güvenlik görevlisi arkadaş koridora geldi ve yüksek sesle konuşan beyefendiye durumu izah etmeye çalıştı. Ama fayda etmedi. Adam aldığı sıra numarasını güvenlik görevlisinin eline tutuşturdu. “Alın kardeşim bu sizde kalsın” dedi. Sinirli bir şekilde eşini ve çocuğunu alarak hastaneyi terk etti. Nereye gittiğini bilemiyorum.

Sonra orada kalan diğer hastalarla ve hasta yakınları ile benden önce ne yaşandığını konuştuk. O gün hastanede nöbetçi doktor sayısının sadece bir olduğunu söylediler. Tek doktor, hem sıra alan hastalara hem de acile gelen müdahalelik hastalara bakıyordu. Ve günlerden Cumartesi olması, tatilcilerin hafta içine göre biraz daha yoğun olması işleri zora soktuğu imajını yarattı bende. Gerçekten de öyleydi. Doktorun yüzüne baktım. Adam kan ter içinde kalmış, bir acile, bir muayenehaneye, oradan da müşahedeye koşturup duruyordu. Dolayısı ile sıra bekleyen hastalarda zaman geçtikçe gerginleşiyordu. Bende aynı şekilde oldum. Saat 14.32’de sıra almıştım. Saat 15.30 olduğunda yani tam bir saat boyunca hastanede olmama rağmen halen muayene olamamıştım.
Şimdi, özellikle son yıllarda Kocaali’nin turizm yönü ile gelişeceğinden bahsediyoruz. Yaptığımız her organizasyonda, her haberde, ilçenin doğal güzelliklerinden, kumundan, denizinden bahsediyoruz. Yeni yeni yükselen inşaatlarından bahsediyor ve Ankara’yı, İstanbul’u ilçemize davet ediyoruz.

Sizler turizm derken ne düşünüyorsunuz? bilemiyorum ama benim aklıma birkaç ana başlık geliyor. Mesela ben Kocaali’ye turist olarak gelecek olsam, doğal güzelliğin ardından, ulaşım, sosyal tesis, asayiş olayları ve sağlık hizmetleri yönünden değerlendiririm. Eğer bir turizm bölgesinde sosyal tesis sayısı fazla, ilçenin her yerine ulaşım kolay, asayiş olayları nadir ve özellikle sağlık hizmetleri konusunda sıkıntı yaşanmıyorsa orası ilgimi çeker ve önceliğimi oraya veririm. Kocaali’de asayiş olayları şükür olsun ki en alt seviyede seyrediyor. Sosyal alanlar ise yavaş yavaş artma eğilimi gösteriyor. Ancak ulaşım konusunda halen ‘Araba ne zaman dolarsa’ mantığı ile hareket ediyoruz.
YORUM EKLE