Üç beş kuruşun hesabı

İlçe olarak son birkaç yıldır deniz ve turizm sezonundan çok fazla yararlanmadığımız ortada. Bu eksikliğin giderilmesi ve sahilimize canlılık getirilmesi için birkaç proje yapılmıştı. Açık konuşmak lazım ilçenin genel tanıtımı bölgeye dikkat çekilmesi ve medyada yer bulması açısından iyi projeler olduğunu söylesek de bizim yerli insanımızın sahile olan ilgisini artırmaya yetmemişti. Sezonun normalden daha erken sona ermesi, bir çok mekanın erkenden kapanması ve sahilin uyku moduna geçmesi de bundan kaynaklanıyor.  Şimdilerde gün boyu açık olan mekanlar bile seyrek iş yapıyor.

Ben daha önce sahil kesiminin çevre ilçelerde olduğu gibi yaz kış canlı olması için daha fazla mekanın açık olması hatta hiçbir işletmenin kapanmaması gerektiğini yazmıştım. Çünkü bizi kış aylarında yaz aylarında olduğundan daha fazla üst düzey yönetici ziyaret ediyor. Son birkaç yıldır kış aylarında da emlak piyasamız hareketli olduğu için misafir sayımız oldukça yüksek. Ama insanlar akşam vaktinde geldiği zaman nispeten ışıkları sönük hayatın durma noktasına geldiği bir yer gördüklerinde ve ev sahiplerimiz geldikleri yerin merkezi bir yer olduğunu söylediklerinde insanların kafasında ister istemez bir soru işareti oluyor. Ve olumsuz bir izlenim kalıyor.

Son günlerde bir girişimci kardeşimiz kendisi fazla bir şey kazanmayı hedeflemese de mekanının tanıtımı ve ilçenin tanıtımı açısından ciddi bir mücadeleye girdi. Bahsettiğim şahıs Musa Gül. Bazılarınız biliyor olabilir. Bilmeyenler için söylüyorum. Kendisi daha önce Serdar Pansiyon’a ait olan çay bahçesinin işletmesini alarak güzel bir mekana dönüştürdü. Ve farklı işler yapmak için hem mücadele ediyor hem de kazancının çok çok üzerinde paralar ödemeyi göze alıyor. Düşünün şimdi hanginiz cebindeki 10 lirayı kullanarak iş yapmak ve karşılığında 4 lira kazanmak ister ki. Paranızı kullanacaksınız, bağlayacaksınız, vaktinizi ve emeğinizi harcayacaksınız. Sonuç olarak 6 lira zarar edeceksiniz. Hiç biriniz yapmaz değil mi? Hatta bırakın zarar etmeyi, yüzde elliden az kazanacağınız işe bile para yatırmazsınız.

Çünkü bizim ticaret ahlakımızda az para ile çok para kazanmak diye bir kavram var. Bunu aklımızdan atamıyoruz. İşte Musa bütün bu riskleri göze alarak ciddi bir mücadele veriyor. Sık sık canlı müzik yapmaya çalışıyor. Mesela geçen hafta bir sanatçı getirdi. Getirdi de ilgi çok ama çok düşüktü. Açık konuşmak gerekirse o gün ilçe genelinde ve ilçenin ileri gelen ailelerinin çok sayıda cemiyeti vardı. Birde Cemal Başkan’ın babasının o gün vefat etmiş olması Musa’nın yaptığı organizasyonun önemini kaybetmesine neden oldu. Bu bir gerçek. Ama Musa yılmadı. Bu hafta sonu yine bir Karadenizli sanatı getirerek canlı müzik ve eğlence programı düzenleyecek. Ben bu hafta sonu yapacağı programın öncekine göre aha hareketli ve güzel geçeceğini düşünüyorum. Tabi bunun olması içinde ilçe halkının ciddiyeti lazım. Sonuç itibari ile orada verilecek olan 20,30, 40 liranın kısacası üç beş kuruşun hesabını yapmak yerine plajda yapılan güzel bir etkinliğin getirilerine bakmak lazım. Bu arada neden bu kadar ticari kokan bir yazı yazdığımı düşünenler varsa şimdiden cevap vereyim.

Bu yazıyı yazmam için hiç kimse ban vaatte bulunmadı. Açık konuşmak gerekirse mekan sahibinin para kazanması ya da kazanmaması benim için çok da önemli değil. Ben bunu yazarak ilçede yapılan farklı bir etkinliğe dikkat çekmek istiyorum. Eğer böyle yapan işletme sayısı artar ve alkol olmadan da gayet güzel eğlence olabileceği fikri hem yerli insanımızın hem de dışarıdan gelen misafirlerimizin zihnine kazınırsa ilerleyen yıllarda bu işten hep birlikte bol bol kazanır paraya para demeyiz. Aksi takdirde olduğumuz yerde sayarız. Tabi saymasını bildiğimiz yere kadar. 

YORUM EKLE