Toplumlar sürekli olarak daha nitelikli ve standardı yüksek bir hayat beklentisi içinde olur ve gelişimlerini bu doğrultuda sürdürürler. Hep daha iyisi, hep daha kalitelisi olsun isterler. İsmi lazım değil, sokaktan kimi çevirip ‘Gelecekten beklentin nedir?’ diye sorarsanız sorun, aldığınız cevap aynıdır. Daha gelişmiş bir yerleşim alanı, daha aktif bir sosyal hayat, ekonomik açıdan daha özgür bir gelecek gibi kalıplaşmış ama gereksinimi hiçbir zaman değerini yitirmemiş cevaplar alırsınız. Bunu sağlayacak olan en yetkili ve sorumluluk sahibi birimler ise yerel idarelerdir. Çünkü toplumun beklentisi hizmet odaklıdır ve hizmet yerel idarenin asli görevidir. Yeri ve zamanı çok mühim olmamakla birlikte hizmet her yerde hizmettir. Hizmetin kalitesini ise halkın beklentileri, talepleri ve eleştirileri belirler. Ve daha iyisini almak istiyorsanız olumlu eleştiriler yapmak, eleştiri yaparken eksikleri göstermek ve doğrusunun nasıl olduğunu da göstermek, hiç olmazsa yardımcı olmak durumundasınız.

Mesela geçtiğimiz hafta içi Kocaali’nin ilçe merkezinde küçük çaplı bir kaldırım çalışması başladı. Şu günlerde de halen devam ediyor. Bu, planlaması yeni yapılmış bir çalışma değil. İlçenin yoğun kullanılan yerlerinde daha dekoratif görünüm için, aylar öncesinden planlanmış, kaldı ki bundan yaklaşık bir yıl önce yağmur suyu hattı döşenip elektrik hatları yer altına alınırken sıkça telaffuz ettiğimiz yapılması gereken bir çalışmaydı. Tabi bunu yaparken eski kaldırımın sökülmesi gerekti. Eski kaldırım sökülünce de haliyle ortalık biraz çamur biraz da toz duman oldu. Bir de bu çalışma ilçenin en işlek yerinde olunca da bağırış çağırış hat safhaya çıktı. Çünkü bizde ‘Ne yapılıyor?’, ‘Nasıl yapılıyor?’, ‘Nasıl yapılsa daha iyi olur?’ diye sormak, ‘Şöyle yapılsa daha güzel olur’ diye meseleye daha ılıman yaklaşmak varken, bağıra çağıra eleştirmek, hizmet yapanı da yapılmasına vesile olanı da töhmet altında bırakmak gibi bir alışkanlık var. Ve bu ruhumuza işlemiş. Şimdiye özel bir şey değil. Ben bildim bileli böyle. Daha önce de sıkça karşılaştığım bir durum. Neymiş efendim, sökülen kaldırımların altından çıkan kum, milletin ayağının altından dükkana girmiş,  de içerisi pis olmuş. Neymiş efendim araba geçmiş te toz kalkmış. Ben gazeteciymişim de neden bunu haber yapmıyor muşum.

Bundan hemen hemen 3 yıl kadar önceydi. İlçeye doğalgaz döşenirken aynı şeyler söylendiği zaman “Eğer bu milletin ayağına bir hizmet geliyorsa, o çamura bulanmaya, toza toprağa karışmaya razıyım. Çok rahatsız olursam, çalışma bitene kadar camı çerçeveyi kapatır evimde otururum’ diye bir yazı yazmıştım. O yüzden haber yapmıyorum. Kaldı ki eski kaldırım söküldükten bir gün sonra betonlama yapıldı ve yeni kaldırımın yapılmasına başlandı. İşin ilginç tarafı da ne biliyor musunuz. Biraz önce bahsettiğim o yüksek sesli eleştirel kitle, yapımına birkaç gün önce başlanan tertemiz cillop gibi kaldırım tamamlandığında, başka hiçbir yer kalmamış gibi sandalyesini o kaldırıma atacak, bir taraftan çayını kahvesini yudumlarken diğer taraftan da yoldan geçenleri keyifle izleyecek. Ve bunun için yapması gereken sadece birkaç gün sabretmek. Yapmayın ya. Bu kadar tahammülsüzleşmeyin.

Din Ticareti

Bu arada Cenab-ı Hakk nasip ederse mübarek Ramazan ayına kavuşuyoruz. Kısmet olursa bir sonraki sayımız Ramazan ayının ilk günü dağıtımda olacak. Öncelikle hepinizin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ve ay kutsal olunca, bir uyarıyı da eklemeden geçmek istemiyorum. Malumunuz bizde mesleki anlamda çok çeşitli ticaret yöntemleri var. Ayrıca din ticareti diye bir şey ar ki bunun ne Kur’an-ı Kerim’de ne Anayasa’da ne de Maliye Bakanlığı’nda yeri yok. Şu aralar gözde mesleklerden olan din ticareti, tacire vergi yükümlülüğü getirmeyen, ulaşım ve karın tokluğu giderleri gibi düşük sermaye ile yapılabilen ve kazancın neredeyse yüzde yüzü kar olan taban ve dil kuvveti ile yapılabilen bir meslek. Ayrıca bunu yaparken bir şey satmak için de uğraşmıyorlar. Sadece iki üç cümlede bir “Allah Rızası İçin” demeleri yeterli oluyor. Şu günlerde de rahatsız edecek boyutlarda türediler. Ramazan, yardımlaşma ayı, rahmet ayı, bereket ayı. Yardımlarınızdan kısmayın. Kapınıza gelen tanıdık bildik insanları, boş çevirmeyin. Mümkün olduğu kadar insanların gönlünü hoş tutun. Lakin, az yukarıda yazdığım tacirlere de fırsat vermeyin. Hem inancınızı hem de cebinizi sömürüp, az ilerideki köşeyi döndükten sonra, ne kadar saf olduğunuzu düşünüp içinden alay edecek insanlara meydan bırakmayın. Sağlıcakla kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.