GÜNDEM
Sendikacılık Dik Durmaktır

Türk Eğitim Sen İlçe temsilcisi İlhami İŞİTMİR yaptığı basın açıklamasında;
“Tövbe kapısı açık dediysek,
Yeni günahlara koşman mı gerek?
İster bilerek, ister bilmeyerek,
Birde kul hakkı var, unutmaman gerek…”( Necip Fazıl KISAKÜREK )
“21 Ağustos’ta yapılan Okul Müdürleri değerlendirme süreci sonrasında sözde sendikanın ne kadar sözde sendikacılık yaptığını bir kez daha gördük. 3 Eylül tarihinde vermiş olduğu basın açıklaması ile görevden alınan okul müdürlerinin haklarını araması gerekirken, üstüne üstelik birde “ Gümüş ibriklerden oluk oluk rant içmekle, resmi evrakta tahribat yapmakla ve öğretmenlere baskı uygulamakla” suçladı. Bunun üzerine bizde bu iddiaları ispat etmeye davet ettik. Ne yazık ki sözde sendika temsilcisi iddialarını ispat etmek yerine, bu seferde bizleri edepsizlikle, hayasızlıkla itham etti. Acaba insanları “rantçılıkla, evrakta sahtecilikle ve öğretmenlere baskı yapmakla “ suçlamak mı edepsizlik ve hayasızlık oluyor? Yoksa bu iddiaları ispat etmeye davet etmek mi? Maalesef geçen haftada bu iftiralarına yenilerini ekleyerek görevden alınan okul müdürü arkadaşlarımızı öğretmen ve öğrencilerin başarılarını görmezden gelmekle ve gemiyi terk etmekle suçladı.
Biz biliyoruz ki eğitimde başarı tüm paydaşların katılımı ile sağlanır. Ancak bu arkadaşın bilmediği şey devlet geleneğidir. Devlet terbiyesinde görevi sona eren idareci kendinden sonra gelen arkadaşın gelecekle ilgili planlamayı yapması ve idarenin rahat çalışabilmesi için izin alır ve kenara çekilir. Hem bu arkadaşlarımızı idarecilikte yeterli görmeyip görevden alıyorsunuz hem de gemiyi terk etmekle suçluyorsunuz. Bu arkadaşlar o kadar yetersizlerdi ki yıllardır izin kullanmadan çalışıyorlardı.
Biz yine söylüyoruz; iddialarınızı ispat etmek ve belgelemekle mükellefsiniz. İspat edilemeyen iddialar iftiradır. Bu durumda biraz erdemlilik gösterip, Kocaali halkı nezdinde bu okul müdürü arkadaşlardan özür dilemeye davet ediyoruz.
Sağ olsun bu arkadaş bu iftiralarından dolayı özür dilemek yerine bu seferde sendikamızın hiçbir şey yapmadığını ve zamanla hırsımızdan yüzsüzleştiğimizi söylüyor.
Evet, biz bu arkadaş gibi öğretmenlere “bayram şekeri” vermek yerine, öğretmenlerimizin haklarını savunmak için, Sakarya’da, İstanbul’da, Ankara’da ve yurdun her yerinde mitingler yaptık, davalar açtık.
Evet, biz bu arkadaş gibi sadece kendi üyelerine değil, tüm öğretmenlerimizi davet ederek ( Kendisi de dahil. ) piknikler, yemekler düzenledik.( Bu konuda ayrıntıya girmek görgüsüzlük olur. ) Evet, biz bu arkadaş gibi işverenin ve güçlünün yanında olmadık. Hakkın ve haklının yanında olduk. Evet, biz bu arkadaş gibi zamanın şartlarına göre doğruları değişen değil, her şartta doğru bildiğini söyleyen olduk.
Bizim bu arkadaşa tavsiyemiz basın açıklamalarında sık sık sözlerini kullandığı Üstat Necip Fazıl KISAKÜREK ve Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un duruşunu ve dava adamlığını anlamaya çalışmasıdır. Türk Eğitim Sen olarak bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kuruluş amaçlarımız doğrultusunda öğretmenlerimizin haklarını korumaya ve haksızlıklara karşı dik durmaya devam edeceğiz. Bundan sonra bu konu ile ilgili hiçbir basın açıklamasına cevap vermeyeceğiz. Cevabımızı sözle değil karakterli duruşumuzla göstereceğiz.
Bu süreçte Kocaali halkı ve eğitim camiasının bizlere gösterdikleri destek ve ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz. Bir teşekkür borcumuzda yapmış olduğumuz basın açıklamalarını haber yapan Kuzey gazetesi Kocaali temsilcisi Erman Cinasoğlu arkadaşımızadır” dedi.






