KÜLTÜR SANAT

Site sakinlerinin isteğini kaleme aldı

Kendisine teşekkür ediyor, ilçeye olan hayranlığını ve site sakinlerinin Kocaali Belediyesi’nden taleplerini kaleme aldığı Kocaali’yi Tanımak – 2 başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.       

Kocaali’yi Tanımak – 2
Geçen yıl bu günlerde Sakarya Kuzey Gazetesi’nde aynı başlıkta bir yazı yazmıştım. O yazıda bundan otuz üç yıl önceki Kocaali’yi anlatmıştım. Kocaali Öğretmenler Sahil Sitesi Kooperatifi’nin kuruluş yıllarındaki Kasaba’nın bakir durumu ve kıyılarının nostaljik yapısını belirtmiştim. Yokluklar içinde sıkıntılarla ilk kez bir tatil sitesi yapılıyordu bu kıyılarda. Yerli halkın bizleri kabullenmesi kolay olmamıştı. Yol yapımında bataklıkların kurutulmasında yardımını istediğimiz bir belediye başkanı; ”Benim halkım sizleri istemiyor, sözleriyle” tepkisini belirtmişti. Dönemin Sakarya Valisi Sayın Mehmet Aldan Beye durumu aktardığımızda; başkana telefon etti ve birkaç gün sonra da kendisi gelerek çalışmalarımızı gördü, görevden ayrılana dek maddi ve manevi desteğini esirgemedi. Bu tanışmadan sonra Aldan Beyle; iki sene önce ölünceye dek arkadaşlığımız devam etti. Işıklar içinde yatsın!
Aradan yıllar geçti. Kocaali ilçe oldu. Bu arada sahil şeridi çok hızlı bir şekilde yazlıklarla doldu. Şehir sahil yoluna inmeye başladı. Şu anda sanayileşme de başladı. Ne yazık ki Kocaali Belediye yönetiminde; yazlıklar için düşünce hiç değişmedi. “Yazlıkçılar burada oy kullanmıyorlar, İller Bankası’ndan yardımı yerli nüfus kaydı oranında alıyoruz”! Söylemlerini hep duyuyoruz. Yerli yabancı mantığıyla hareket ediliyor. Kör ve anlamsız bir mantık!
Yirmi km. doğu sınırımızdaki Akçakoca ayni mesafede batımızdaki Karasu; Karadeniz kıyılarının en gelişmiş tatil şehirleri. Onların nüfus kayıtları da kış nüfusu değil mi? Ege Akdeniz sahil beldeleri aynı değil mi?
Yerkürenin gelişmişliği sadece sanayi sektörüyle olmuyor. Onun içindir ki turizm, bacasız sanayi ismiyle anılıyor. Deniz sahilleri turizmin odak noktasını oluşturuyor. Kocaali, Türkiye coğrafyasının en şanslı yerlerinden biri. Turizm gelişiminden öncesi ve sonrasındaki halkın refah seviyesini ölçtünüz mü? 
Söylemek istediğim bir şey var. 2010 da Öğretmenler Sitesi adıyla bilinen Alandere Mahallesi’ne bağlı yöremizdeki sokağımıza 7 x150 metre parke yolumuzu, belediyenin alt yapı yardımıyla yaptık. Sayın B.Başkanı Ahmet Acar, geçen yıldaki yazımda belirttiğim gibi; inanarak bizi destekledi. Yol yapımından önce ve sonra Öğretmenler Yapı Kooperatifinin kurucu başkanı olarak kendi olanağımızla: Arsalarını bizim bağışladığımız, kullanıma açtığımız, iki büyük park alanının kullanılır hale getirilmesinin sözünü almıştık. Aradan üç yıl geçti. Geçen yıl yazdığım yazı sonrasında beni arayıp bilgi vereceğini ummuştum. Aramadı, herhalde bunu, önemsemedi. 
Kocaali Belediyesi, yıllardır tapusunu bizim bağışladığımız parkı işletmecilere kiraya veriyor, çocuk parkının da gereğine inanmıyor. “Belediyeler şehirlerin anasıdır.” Bu söz Ankara’nın efsane Belediye Başkanı Vedat Dalokay’ın söylemidir. Günümüzde çocuk paklarının yapımı kolay, araçlar ucuz. Şehrin semtlerinde gördüğüm çocuk bahçelerinden; bir eğitimci ve çocuk yazarı olarak mutlu oluyorum. Ne acıdır ki o bahçelerde oynayan çocuğa, hiç rastlamadım. Otuz yıl önce park alanına koyduğumuz araçlarda oynayan çocukların cıvıltıları, bizi mutlu ediyor. Sayın Başkan; onlar yazlıkçıların çocukları, bize ne diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü o çocuklar bu civarda oturan yerli halkın çocuklarıdır ve de çocuklar evrenseldir. Kimin olursa olsun Onlar, dünyanın en güzel çiçekleridir. Onlar, bizim geleceğimiz ve varlığımızdır. Şehirlerin uygarlık göstergesi: Park ve yeşil alanların varlığıdır. Şehir merkezinde halkın oturacağı, ailelerin çocuklarıyla dinleneceği bir yer yoktur. Ben görmedim, gören varsa bana göstersin. M. Cavit ALPASLAN