KÜLTÜR SANAT

Turizmci Gözüyle Kocaali

1980 yılından bu yana her yıl en az altı ay Kocaali’de yaşadığını belirten Alparslan, Kocaali’nin son yıllarda önemli mesafe kat ettiğini ve ilçenin yeni bir yüz kazandığını ifade etti. Yaklaşık 32 yıllık süreci yazdığı Kocaali’yi Tanımak isimli deneme yazısı ile kaleme alan Cavit Alparslan, gazetemiz Sakarya Kuzey’i uzun süredir takip ettiğini ve yazısının gazetemizde yer almasından onur duyacağını belirtti. Gazetemize ve ilçemize olan ilgisinden dolayı kendisine teşekkür ediyor, ilçenin 32 yıl öncesinden günümüze uzanan zaman dilimini köprüleyen Kocaali’yi Tanımak isimli deneme yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

Kocaali’yi tanımak
Biz Ankaralı öğretmenler, 1970’li yıllarda yazlık ev yapmak için bir kooperatif kurmuştuk. Kooperatif yöneticilerimiz, konut yeri olarak Kocaali’yi seçmişler ve bir arsa almışlar. Konutlaşma seksenli yıllarda gerçekleşebilmişti. İşte biz öğretmenler bu olayla Kocaali’yi tanıdık. Sahilde alabildiğine kum tepeleri vardı. İrili ufaklı tepecikler, yemyeşil eğrelti otlarıyla kaplıydı. O, eğreltilerin arasında pırıl pırıl, kar beyaz kum zambakları boyunlarını uzatmış bize bakıyordu. Hele kokuları, hele kokuları… Şairin dediği gibi “Nasıl hatırlamazsın o türküyü, gök parçası dal demeti kuş tüyü”… Kum tepelerinin arkasındaki küçücük göletler ve sazlıklar…

Bu renk alemini mavilikler ve yeşilliklerle tamamlıyordu. Gölün sığ yerlerindeki kampana çiçekleri ve boynu bükük kardelenler. Yeşilbaşlı ördekler, flamingolar leylekler ve allı yeşilli papağan cinsi kuşlar, bu güzellikleri paylaşmışlardı… El değmemiş doğa cennetiydi kıyılar. Ben o güzelliği Anadolu’da kurutulan sazlıklarda ve kuş cennetinde görmüştüm. Biz ve daha sonra gelen yazlıkçılar, kum tepelerini büyük iş makineleriyle göletlere ve bataklıklara taşıdık. İşte o günden beri önce kuşlar gitti daha doğrusu biz onları kovduk. Sonra kardelenler ve diğer bataklık çiçekleri yok oldu. Şimdi kıyılarda kalan tek tük cılız kum zambakları ölüme direniyorlar. Şimdi hep düşünüyorum! Kıyılarda çok güzel siteler yapıldı. Buradaki insanlar bataklıkları ve gölleri doldurarak kumlar üzerinde ağaçlıklar ve bahçeler oluşturdu. Dev çınarların altında çocuklarımız cıvıl cıvıl oynaşıyorlar. İnsanlar girdiği yeri kendi çıkarlarına göre değiştiriyor. Ama ben doğanın kendi yapılaşması daha güzel diyorum. Kocaali’yi bu haliyle de seviyorum. Kocaali büyüdü, yaz aylarında nüfusu üçe dörde katlandı. Kocaali kıyıları, Karasu sınırından Akçakoca’nın Melenağzı Köyü’ne kadar büyük bir hinterlandı kaplıyor. Bu büyüme bir türlü şehirleşmeye dönüşememişti. Ta ki 29 Mart 2009 mahalli idareler seçimine kadar!

Bu seçimlerden sonra gelen belediye başkanı birçok şeyi değiştirdi. Ahmet Acar… Kocaali Belediyesi’nin çalışma raporunu okudum. Okuduklarımı gördüklerimle karşılaştırdım. Çarşı merkez alınarak yol yapım ve çevre düzenlenmesi daireler genişlenerek hızla sürdürülmekte. Ana yollar kilit taşlarla döşendi. Renkli bordür taşlar ve parkelerle yaya kaldırımlar yapıldı. Kavşaklardaki refüjler yeniden düzenlendi. Bu düzenlemelerde estetiğe önem verilerek işler bir ressamın tablosu gibi görüntülenebilmiş. Ahmet Acar, duygularını beyniyle bütünleştirmiş, ekibini iyi seçmiş, halkını sevmiş… Yazımın başlığını ‘Kocaali İlçe Olmuş’ koyacaktım. Sonunda bunu söyleyebildim. Evet, Kocaali ilçe olmuş şehirleşmeye doğru hızla ilerliyor…